hafta sonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hafta sonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2015 Pazar

HerPazarBirYazar #23: İhsan Oktay Anar




İhsan Oktay Anar, 1960 yılında Yozgat'ta dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İzmir'de tamamladı. Lisans, master ve doktora öğrenimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yaptı.  Aynı okuldan 2011 yılında, öğretim üyeliğinden emekli olmuştur.





ESERLERİ:

- Puslu Kıtalar Atlası
- Kitab-ül Hiyel
- Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri
- Amat
- Suskunlar
- Yedinci Gün
- Galîz Kahraman


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Puslu Kıtalar Atlası kitabıyla tanınan bir yazar İhsan Oktay Anar. Benimde kitapları arasında en merak ettiğim kitabı. Ama daha okuyamadım. Tüm kitapları ilgimi çekti aslında. Böyle çok merak ettiğim ve bir kitabını okuyup, 'artık diğer kitaplarını okusam da olur' dediğim yazarlar olmuştu. Umarım öyle olmaz... Siz neler düşünüyorsunuz?

Sevgiler! :)

28 Aralık 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #22: Hasan Ali Toptaş

1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinin Baklan kasabasında doğdu. Çocukluk yılları bu kasabada geçti.

Küçük yaşlarda, şoförlük yapan babasına dolmuş muavinliği yaparak yardımcı olmaya çalıştı.
Annesi hiç okula gidememiş bir ev hanımıdır.

Liseyi Çal’da bitirdi ve Uşak Meslek Yüksek Okulu’na girdi.

1980 öncesinin anarşi ortamında okula ancak bir yıl devam edebildi ve öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Askerlik hizmetini tamamlayarak 1981’de memurluk sınavına girdi ve Çivril Vergi Dairesinde veznedar olarak çalışmaya başladı.

1985’te Maliye Bakanlığının iki yıllık kurs sınavını kazanarak mesleki öğrenim görmek üzere Ankara’ya gitti. 1988’de, Maliye Bakanlığı’nın kursunu bitirip Sincan Vergi Dairesi’nde icra memuru olarak yeniden göreve başladı ve halen bu görevini sürdürmektedir.

ESERLERİ:

Öykü: Bir Gülüşün Kimliği, Yoklar Fısıltısı, Ölü Zamanlar Gezginleri
Roman: Sonsuzluğa Nokta, Gölgesizler, Kayıp Hayaller Kitabı, Bin Hüzünlü Haz, Uykuların Doğusu, Heba
Deneme: Harfler ve Notalar
Çocuk Romanı: Ben Bir Gürgen Dalıyım


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Hasan Ali Toptaş'ın eserlerini o kadar merak etmeme rağmen halen okuma fırsatı bulabilmiş değilim. Okumamış olduğuma üzülüyorum. En merak ettiğim kitapları Gölgesizler ve Bin Hüzünlü Yaz... Bakalım ne zaman kısmet olacak okumak...

Sevgiler!

16 Kasım 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #18: A. Ali Ural

1959'da Samsun Ladik'te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladı. İlk şiiri Mavera Dergisi'nde çıktı. Yükseköğreniminin ardından bir süre editörlük yaptıktan sonra Şûle Yayınları'nı kurdu.

1989'da Merdiven Sanat isimli aylık bir sanat dergisi çıkardı. 24 sayı çıkan bu derginin yanı sıra Kitaphaber isimli iki aylık bir kitap-kültür dergisi yayınladı.

Yayın yönetmenliğini de yaptığı bu dergilerde şiir, öykü ve makalelerini yayınladı. Ural'ın yayınlayıp yönettiği dergiler arasında bir şiir ve poetika dergisi olan Merdivenşiir de bulunuyor.

2006-2012 yılları arasında Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul şube başkanlığını yapmış olan A. Ali Ural, bir dönem de Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu üyeliğinde bulundu. İstanbul Uluslararası Şiir Festivali Yürütme Kurulu üyesi olan Ural, “Ejderha ve Kelebek” adlı eseriyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2010 Deneme Ödülü'nü aldı.

Üniversitelerde “Yaratıcı Yazarlık”, “Yazılı ve Sözlü Anlatım” ve “Türk Dili” dersleri veren A. Ali Ural, 2012 yılının Şubat ayında birinci sayısı çıkan ve edebiyat ağırlıklı bir sanat dergisi olan Karabatak' ın yayın yönetmenliğini yapıyor. Ural, “Gizli Buzlanma” adlı şiir kitabıyla 2013’te Türkiye Yazarlar Birliği’nin “Yılın Şiir Kitabı” ödülünü aldı.

ESERLERİ:

Şiir:
Körün Parmak Uçları
Kuduz Aşısı
Gizli Buzlanma

Hikâye:
Yangın Merdiveni
Fener Bekçisinin Rüyaları

Deneme:
Posta Kutusundaki Mızıka
Makyaj Yapan Ölüler
Resimde Görünmeyen
Güneşimin Önünden Çekil
Satranç Oynayan Derviş
Tek Kelimelik Sözlük
Ejderha ve Kelebek
Bostancı Bahane


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Benim yine okumadığım yazarlar arasında Ali Ural. İsmini en çok Posta Kutusundaki Mızıka kitabıyla duymuştum. Kitap açıklaması çok hoşuma gitti. İnşallah bu kitabıyla başlamak istiyorum okumaya. Sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum :)

Sevgiler!

15 Kasım 2014 Cumartesi

#okuduklarım20: Ölü Ozanlar Derneği/ N.H.Kleinbaum

Robin Williams oyunculuğuyla sevdiğim biriydi. Ne üzücü ki geçtiğimiz aylarda hayatını kaybetti. İsmiyle anılan kitap, Ölü Ozanlar Derneği'ni okumam gerektiğini düşündüm bende. Kitabın bir de filmi olması beni okumaya iten başka bir neden oldu. Kitabını okudum, kısmetse sınavlardan sonra filmini de izleyeceğim.

Carpe diem -günü yaşa- sözünü vurguluyor kitap en çok.
Çok kalın değildi, severek ve sıkılmadan okudum. Bir de lise dönemlerini ele alması beni daha da içine çekmiş olabilir.

Ailemizin, çevremizdeki insanların günlük hayatta üzerimizde nasıl bir etki yarattığına, yaşamımızı nasıl şekillendirdiğine değiniliyor. İster istemez düşünüyor insan. Acaba hayatımda benim vermem gereken kararlara kim karar veriyor diye...

Kitap anı yaşamamızı, ne olursa olsun daima hayallerimizin peşinden gitmemiz gerektiğini öğütlüyor.
Kitabın sonu beni çok etkiledi. Bakalım film bende nasıl bir etki yaratacak. Boş vaktim olur olmaz yapacağım ilk şey filmi izlemek olacak.

Bence Ölü Ozanlar Derneği mutlaka okumanız gereken bir kitap.

Ölü Ozanlar Derneği Film Fragmanı

Sevgiler!

9 Kasım 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #17: Kahraman Tazeoğlu

Ay’a ilk ayak basıldığı yılın 10 Ağustos’unda doğdu. İstanbul’un çileli ve kesmekeşli ortamında, o şehirde bir ömür harcayacağını bilmeden hep “düşünen” bir çocuk olarak büyüdü. Cevizli semtinde, bir dere kenarında oynarken, mahallenin delisi kovalayınca “korkuyla” tanıştı.

Ailesi İstanbul’un mutena semtlerinden Fenerbahçe’ye taşınınca daha az korkmaya ve Fenerbahçeli olmaya basladı. 6 yasinda ilk kez bir maça gitti ve en sevdigi Fenerbahçe şapkasını çaldırdı. (Bugün bile o şapka için üzülür). 7 kardeşin 2 numaralı olanıydı ve ilerde bir mahalle takımında 2 numaralı formayı giyerek maçlara çıkacağını bilmiyordu.

Ablası okula başlayınca çok kıskandı ve saçını çekti. Bir yıl sonra ise okulunun ilk gününde annesi onu sınıfına sokmayı zor başardı... O gün çok ağlamıştı.
Arkadaşları teneffüslerde çesitli oyunlar oynarken, o hep “düşünüyordu”...

İlkokul bittiğinde bir korku filmi senaryosu yazdığını iddia ederek arkadaşlarına kendini güldürdü. Daha sonra sinema ile sadece “seyirci” olarak ilgilendi. O hep bir sinema tutkunu olarak yaşayacaktı; çünkü siirle daha tanışmamıştı.

12 Eylül ihtilalinde ortaokula başlayacaktı ve tek başına belediye otobüsüne binmeyi öğrenecekti. Daha sonra yağ, tüp, şeker ve gaz kuyruklarında beklemeyi ve soğuklarda üşürken ağlamamayı...

Mahallede her kırılan camdan Tazeoğlu kardeşler sorumlu tutulmaya başlanınca, baba Hayati Tazeoğlu ani bir göç harekatıyla tüm aileyi yeniden Cevizli’ye taşıma kararı aldı. Buna en içerleyense küçük Kahraman oldu. Geride bıraktığı mahalle arkadaşlarını bir gün yeniden görebilmek ümidiyle yanıp tutuşurken birden ilk defa yaşayacağı bir duyguyla karşılaştı. Karşı komsunun kızına aşık olmuştu. Mutluluğu, acıyı, hüznü ve ağlamayı yeniden keşfetti. Bütün bunların toplamının ona şiiri öğreteceğini bilmiyordu. Ablasının yazdığı şiirlerle dalga geçerken hatta “şiir de neymiş; saçmalık” diye iddia ederken gece gündüz şiir yazmaya başladı. Sonunda o terk edildi ama şiir onu terk etmedi. Yine aşık oldu, yine terk edildi, yine şiirler yazdı.

Matematiği gereksiz bir ders olarak gördüğü için, hocaları da onu gereksiz bir öğrenci olarak gördü. Uzun bir süre ara vereceği eğitimini daha sonra bin pişman olarak devam ettirecekti. Bu arada ailesi “eti senin kemiği benim” diyerek onu bir kuaföre çırak olarak verdi. 10 yıl sürecek bu macera özel radyoların açılmasiyla sona erecekti.

Bir yaz gecesi arkadaşının evinde balkon sohbeti yaparken arkadaşının annesi uykusundan uyandı ve “oğlum kapatın şu radyoyu da yatın artık” dedi. Halbuki radyo kapalıydı ve konuşan 19 yaşındaki genç Kahraman’dı...

Çocukluğundan beri özendigi spikerlik hayali daha da derinleserek artmaya baslamisti. Annesi bebekliğinde çok ağladığı zamanlarda onu radyonun yanına yatırır ve susmasını sağlardı. Çok çocuğa bakmakla yükümlü olan bir annenin bulduğu bu çözüm ilerde küçük Kahraman’ı radyocu yapacaktı.

Derken; günlerden bir gün, Türkiye’de ilk özel radyolar açılmaya başladı ve mesleğinde çok önemli bir yere gelmiş olan genç Kahraman, bu işe sevdalandı. Artık o radyocu olabilmek için yıllarını verdiği mesleğini bırakabilirdi. Sıkı bir radyo takipçisi olan genç Kahraman, “Gecenin Serserisi”ni dinleyerek hatta yayın yaptığı radyoya kadar gidip kendisiyle tanışarak hayatında ilk kez bir radyo stüdyosu gördü. Bununla da kalmayıp Orhan Çetin tarafindan programa konuk edildi, şiirler okudu. Gelen olumlu tepkiler kendisini yüreklendirdi ve o gün radyocu olmaya karar verdi. Mesleğini zirvedeyken bırakarak, yayın hayatına yeni “merhaba” diyen Kadıköy FM’de yayına başladı. Sonraki rüzgarlar onu baska radyolara sürükledi ve son durağı en sevdiği ve mutlu olduğu Radyo 7 oldu.

Şimdi Mavi Ada diye bir yerden şiirler seslendirerek gece bunalım oranını yükseltme çalışmalarını sürdürüyor. Kahraman Tazeoğlu’nun “Seni İçimden Terk Ediyorum” “Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi” adli iki şiir kitabı var. Bu kitaplara bir de “Araz” adlı bir romanını ekledi. “Mavi Ada Mektupları” ve “Tutsak Mektuplar” adli iki derlemesini de listeye ekleyerek 5 kitaba ulaştığını söylersek geriye sadece asağıdaki notu düşmek kalır...

Not: Ablası artık şiir yazmıyor.

Kahraman Tazeoğlu'nun hayatı çok farklı bir şekilde anlatılmış. Fakat kim anlatmış bilemiyorum. Sizinle de paylaşmak istedim... Okumadan geçmeyin! :)

ESERLERİ:

  • Yaralı
  • Bukre
  • Bambaşka
  • Araz
  • Kıyısızlar
  • Söz
  • Kayıp Yüzyılın Prensesi
  • Kayıp Yüzyılın Prensesi Oylum
  • Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi
  • Susacak Var
  • Mavi Ev
  • Seni İçinden Terk Ediyorum
  • Eyvallah


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Kahraman Tazeoğlu hiç okumadım nedense. Fakat sözlerini beğeniyorum. Kitaplarını okuyanların bazıları, fazla aşk içerdiğini söylüyor. Bende pek okumak taraftarı olamıyorum bu nedenle. Kahraman Tazeoğlu'nu çok sevenlerde var. Sizce okusam mı? :)

Keyifli pazarlar diliyorum.
Sevgiler!

19 Ekim 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #15: Suzanne Collins


Suzanne Collins, 10 Ağustos 1962 yılında Hartford, Connecticut'de doğdu.
Vietnam Savaşı'nda Hava Kuvvetlerinde görev yapmış bir subayın kızıdır. Bir askerin kızı olarak kendisi ve ailesi sürekli olarak taşınmışlardır. Çocukluğu Amerika'nın doğusunda geçmiştir.

Alabama Güzel Sanatlar Fakültesine, Tiyatro Sanatları uzmanı olduğu liseye katıldı. Indiana Üniversitesinden Drama ve İletişim dallarında çift anadal yaparak mezun oldu.
Suzanne Collins Newton, Connecticut'de kocası, iki çocuğu ve 2 kedisiyle beraber yaşamaktadır.

ESERLERİ:

Yer Altı Günlükleri Serisi
1.Gregor ve Gri Kehanet
2.Gregor ve Felaket Kehaneti
3.Gregor ve Kan Kehaneti
4.Gregor ve Sır Kehaneti
5.Gregor ve Zaman Kehaneti

Açlık Oyunları Serisi
1.Açlık Oyunları
2.Ateşi Yakalamak
3.Alaycı Kuş

Diğer Kitapları
Fire proof:Shelby Wood
When Charlie Mcbutton lost power


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:
Suzannes Collins'le tanışmam Açlık Oyunları ile olmuştu. Çok kısa sürede ve heyecanla okumuştum bu kitabını. Yalnız seriyi tamamlamak nasip olmadı... 
Bir ara Yer Altı Günlükleri serisini almayı düşünmüştüm, yapılan yorumlara bakıp vazgeçmiştim. Fakat hala aklımda bu seri. Okuduysanız eğer sizce nasıl kitaplar? Tavsiye eder misiniz? 
Suzanne Collins'in kalemini seviyorum. Açlık Oyunları serisini de tamamlamayı düşünüyorum. Okuyabilirsem yorumlarımı da paylaşırım yine. :)

Şimdilik hoşçakalın.
Sevgiler!

12 Ekim 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #14: Cemal Süreya


      Asıl adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreya, 1931 yılında Erzincan'da doğdu. Babası Hüseyin Seber, annesi ise Gülbeyaz Seber'dir. 6 yaşında ailesiyle beraber Erzincan'dan ayrılarak Bilecik'e yerleşti. İlkokula, Bilecik'te başladı ve İstanbul'da devam etti.
Lise öğrenimini Haydarpaşa Lisesi'nde yaptı. Yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamladı.

      Üniversiteden mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Orta Doğu İktisat Bankası ve Türk Dil Kurumu'nda çalıştı.

      Annesini küçük yaşta kaybeden Cemal Süreya, edebiyata yönelişi ile ilgili şunları söyler: "Belki beni edebiyata götüren bir sürü neden vardır. Ama bir keskin neden ararsam bunu annemde bulduğumu söyleyebilirim."

     

     Cemal Süreya'nın okuma tutkusu çocukluğunda başlamıştı. O günleri şöyle anlatıyor: "Bizim çocukluğumuzda her kitabı bulamazdık. Bunun için elime ne geldiyse okudum. Hatta sokakta kese kağıdı ve gazete bulurduk, içinde roman varsa okurduk."

     Dostoyevski'nin yazarlık kariyerinde önemli bir etkisi oldu: "Benim edebiyatla ilgili olarak ikinci bir doğum tarihim var: 1943. Dostoveyski'yi okudum ve ondan sonra hiç huzur kalmadı bende."

Cemal Süreya, şiir ve yazılarını çeşitli dergilerde ve gazetelerde yayınladı. 1990 yılında vefat etti.



ESERLERİ:

Şiir: Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Güz Bitiği, Sıcak Nal, Sevda Sözleri
Mektup: Onüç Günün Mektupları, Çocuk Kitabı, Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi
Deneme/Eleştiri: Şapkam Dolu Çiçekle, Günübirlik, 99 Yüz, Uzat Saçlarını Frigya, Papirüsten Başyazılar






27 Eylül 2014 Cumartesi

#okuduklarım15: Cehennem/Dan Brown


CEHENNEMİN KAPILARI İSTANBUL'A AÇILIYOR.

''Diz çök kutsal bilgeliğin yaldızlı mouseion'unda
ve kulağını yere daya,
dinle suyun şırıltısını.

Batık sarayın derinlerine in,
orada, karanlığın içinde bekler khthonik canavar
kan kırmızısı sularına gömülmüştür lagünün
ki yansıymaz yıldızları. '' -Arka Kapaktan


Dan Brown'un elinden çıkmış, harika bir kurgu roman, Cehennem...
Yine oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcıydı. Floransa, Venedik, İstanbul gibi üç farklı mekandan bahsedilmiş kitapta.
Hepsi ayrı ayrı güzel dile getirilmiş ve kitap kapağında da şöyle bir yazıya yer verilmiş;
''Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul'dur.''

Dünya üzerinde o kadar şehir varken, Dan Brown'un İstanbul'u seçmiş olması gurur verici. Kısa bir bölüme tabii tutulmuş İstanbul fakat yabancı bir yazarın İstanbul'u ele alıyor olması, herkesi meraka itmeli diye düşünüyorum. Ve tabii okumaya da.


Ben çok merak ederek okudum bu kitabı. Oldukça da beğendim. Hepinize tavsiye ederim. :)
Yalnız bende; Dan Brown'un kitaplarını sondan başlayarak okumuş olmanın bir burukluğu var. Kafaya koydum, Dan Brown'un tüm kitaplarını okuyacağım.

Okulda bir hocamın tavsiyesi üzerine; Melekler ve Şeytanlar kiabına büyük ilgi duydum. Beni çok meraklandırdı. Umarım okuma şansı yakalarım.

Cehennemi okuduktan sonra, tavsiye veren hocam gibi bende de İtalya'ya büyük bir merak oluştu. Kendisi gezip görmek gibi bir şans elde edip, İtalya'ya kısa bir gezinti de yaptı. Hayran kalmış.
İtalya'yı gezip görmek hepimize nasip olur inşallah...
Sağlıcakla kalın.

Sevgiler!

21 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #12: Paulo Coelho

Paulo Coelho; yazar, söz yazarı ve köşe yazarıdır. Coelho, 24 Ağustos 1947 yılı, Brezilya doğumludur.
Pedro ve Lygia çiftinin oğludur.

İlk edebi ödülünü San Ignacio'da ilköğretim okurken katıldığı şiir yarışmasında almıştır. İkinci ödülünü ise ablası Sonia'nın ödevi olarak hazırladığı deneme yazısı ile elde etmiştir. Yazarlık geçmişi söz yazarlığı ile başlamıştır.

1979 yılında eski arkadaşı Christiana Oiticica ile karşılaştı ve bir süre sonra evlenerek Rio de Janeiro'de yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler.
Eşi ile birlikte Paulo Coelho Enstitüsü'nü kurarak yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmeyi amaçlamışlardır.

1979 yılında İslami Devrim döneminden sonra İran'a düşünce paylaşımı için davet edilen ve Müslüman olmayan ilk yazardı.

1986 yılında Hristiyanların geleneksel yoluculuğuna çıktı. Bu yolculuk Batı Avrupa'dan başlayarak İspanya'da son buldu.



ESERLERİ:

  • Elif
  • Beşinci Dağ
  • Işığın Savaşçısı Elkitabı
  • On Bir Dakika 
  • Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum ve Ağladım
  • Simyacı
  • Şeytan ve Genç Kadın
  • Veronika Ölmek İstiyor
  • Zahir
  • Hac
  • Portobello Cadısı
  • Kazanan Yalnızdır
  • Brida
  • Akra'da Bulunan Elyazması
  • Aldatmak

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Paulo Coelho'nun en sevilen kitabı olan Simyacı, Coelho'dan okuduğum ilk kitaptı. Bir abla tavsiyesi üzerine okumuş, herkes gibi bende çok sevmiştim.
Üstte de gördüğünüz gibi daha okuyabileceğim birçok kitabı var.
Çok kabarık bir okuma listem var şu sıralar... ve Coelho'nun kitaplarından bazılarını da bu listeye dahil edeceğim. :) 
Coelho'dan çok sevdiğiniz ve tavsiyede bulunabileceğiniz kitaplar var mı?
Tavsiyelerinizi bekliyorum...

Sevgiler!

14 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #11: Hüsnü Arkan

Hüsnü Arkan 1958 yılında; İzmir'in Kınık ilçesinde doğdu. 1975 yılında Bergama Lisesi'ni bitirdi. Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu'nda üç yıl mimarlık okuduktan sonra, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültes'inden mezun oldu.

1985'te kesinleşen cezası nedeniyle yurt dışına çıktı. Bir yıl Atina'da, beş yıl Hollanda'da, iki yıl Köln'de yaşadı. 1987 yılında, Amsterdam'da, arkadaşlarıyla Hezarfen adlı müzik grubunu kurup, Avrupa'nın birçok kentinde kendi şarkılarını seslendirdi. [...] 1993'te Türkiye'ye geri döndü.

Hüsnü Arkan, Türkiye'ye geri döndükten sonra, bir yandan da edebiyat çalışmalarını sürdürdü. İlk romanı Ölü Kelebeklerin Dansı, 1998 yılında Metis Yayınları'ndan çıktı. Romanda, küresel adaletsizlik ve mültecilik konularını işledi.

İkinci romanı, Menekşeler Atlar Oburlar'da, 12 Eylül faşizmi koşullarını, iktidar sahipliğini, bireyin iktidarla ve kaderiyle ilişkisini işledi. Bu kitap 2001 yılında, Om Yayınları'ndan çıktı.


Üçüncü kitabı Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer, 2005'te Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı. 1914 Şark Savaşı'nı konu alan romanda, İstanbul'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada, yüz yıla yakın bir tarihi alanda, savaşın insan kaderiyle ilişkisini inceledi.

Aynı yıl, edebiyatçı Yiğit Bener ve Levent Mete'yle birlikte, ayda bir yenilenen iktidarsız.com adlı internet sitesini yayınlamaya başladı. Bu sitede yetmişe yakın makalesi yayınlandı.



Yine aynı yıl, Seyhan Kitap'tan, Hiçe Doğru adlı şiir kitabı yayımlandı.

2008 yılında, Uyku adlı romanı İthaki Yayınları'ndan çıktı. İlk kitabındaki gibi, fantastik öğelere yer verdiği bu romanda, karşı-ütopya kavramını ve siyasi alanla birey arasındaki ilişkileri eleştirdi.

Romanlarında ve şiirlerinde, genel olarak, adalet, ahlak ve bireyin kaderiyle ilişkisi temalarını ele aldı.

Hüsnü Arkan, müzik ve edebiyat çalışmalarını halen İstanbul'da sürdürmektedir.

ESERLERİ:

  • Ölü Kelebeklerin Dansı
  • Menekşeler Atlar Oburlar
  • Mino'nun Siyah Gülü
  • Uyku
  • Hiçe Doğru
  • Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer
  • Hırsız ve Burjuva

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Hüsnü Arkan'ın ilk kitabı olan Ölü Kelebeklerin Dansı kitabını okuyorum bu sıralar. Düşünceleri, hayal dünyası bana ilginç geldi. Sanıyorum diğer kitaplarını da okuyacağım. 
Hüsnü Arkan müzikle de uğraşıyormuş. Bunu da  daha yeni öğrendim. :) Müziklerini hiç dinlemedim ve artık ilk işim müziklerini dinlemek olacak... Çok beğendiğim bir şarkısı olursa sizinle de paylaşırım :)

Hüsnü Arkan kitapları okudunuz mu? Düşünceleriniz nelerdir? Fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim :)

Şimdilik hoşça kalın.
Sevgiler!

7 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #10: Hakan Günday

Hakan Günday, 29 Mayıs 1976'da Yunanistan'ın Rodos Adası'nda doğdu. İlk öğrenimini Brüksel'de tamamladı. Ankara Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Ebedebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde üniversite eğitimine başladı.


Bir yıl sonra Universite Libre de Bruxelles'in Siyasal Bilimler bölümüne geçti. Öğrenimine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde devam etti. İlk romanı Kinyas ve Kayra'yla edebiyat çevrelerinin ilgiyle izlediği ve kendi okur kitlesini yaratan bir yazar olan Günday'ın eserleri Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştır.

ESERLERİ:

  • Kinyas ve Kayra
  • Zargana
  • Piç
  • Malafa
  • Azil
  • Ziyan
  • Az
  • Daha

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Hakan Günday'ın ilk romanı olan Kinyas ve Kayra'yı daha üç gün önce bitirdim. Kitap yorumuna burdan bakabilirsiniz: Kinyas ve Kayra
Kısa sürede birçok okur kazanmış Hakan Günday Kinyas ve Kayra'yla. Fakat beni tam olarak kazanamadı bu kitapla... 
Belki diğer kitaplarıyla bu şansı yakalayabilir :)
Hakan Günday kitapları okudunuz mu hiç?
Bundan sonra hangi kitabını okuyacağım konusunda bana tavsiye de bulunur musunuz?
Hakan Günday'la ilgili başka söyleyecek bir şeyim yok sanırım...
Şimdilik hoşçakalın.

Sevgiler!

31 Ağustos 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #9: Dan Brown


 22 Haziran 1964 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde dünyaya gelen ünlü yazar Dan Brown, Amherst Koleji ve Philips Exeter Akademisinden mezun olmuştur. Annesi ilahiyat müzisyeni, babası ise matematik profesörüdür.

Öğrencilik hayatı bittikten sonra eğitim görmüş olduğu okullarda İngiliz öğretmenliği yapan ünlü yazar Dan Brown, 1996 yılında çıkardığı ve kendisini büyük üne kavuşturan ilk kitabı ''Dijital Kale'' ile birlikte kısa süre içerisinde bütün dünyada adından söz ettirmiştir.

Yayımlanan ilk kitabının ardından Dan Brown, elektronik kitap listelerinde bir numaraya çıkmıştır. Bu kitabında yazar Ulusal Güvenlik ile sivil halk arasındaki ince ilişkiyi anlatmıştır. Yazarın ikinci kitabı olan ''İhanet Noktası'' adlı kitabının ilk basımı 2001 yılında gerçekleşmiştir. Yazar bu kitabında ahlak ve gizli teknolojiler hakkında konuları kaleme almış ve bütün dünyada büyük ses getirmiştir.

Dan Brown'un üçüncü kitabı ise ''Melekler ve Şeytanlar'' dır. Bu kitabında da Vatikan, Roma ve Cern Laboratuvarlarında geçmektedir. Bilim ve din konularını işleyen gerilim türünde bir romandır.

2004 yılında yayımlanan dördünce ve en çok ses getiren kitabı olan ''Da Vinci Şifresi'' ile ününe ün katmıştır. Bu kitabı yayımladıktan sonra özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde büyük yankı uyandırdı ve büyük tartışmaları beraberinde getirdi.


Yazar 15 Eylül 2009 tarihinde yayımlanan beşinci romanı da, mason olan dedesinden etkilenerek ''Kayıp Sembol'' kitabını kaleme almış ve bu kitabında masonluktan bahsetmiştir. Yazarın kaleme aldığı bütün kitapları büyük okuyucu kitlesine sahiptir. Yazarın kitaplarının basılmasını sabırsızlıkla bekleyen yüz binlerce kişi bulunmaktadır.

Ayrıca Dan Brown'un yazdığı kitapların bazıları beyaz perdeye aktarılmıştır. Beyaz perdeye aktarılan bu kitaplar sinema salonlarının dolmasına ve izleyici rekorları kırılmasına neden olmuştur. Yazarın kitaplarında bahsedilen şehirlerde turist akımına uğramakta ve bu şehirlere önemli maddi getiri sağlamaktadır.

Dan Brown'un merakla beklenen ve bugünlerde piyasaya çıkan son kitabı olan ''Cehennem'' in bir kısmı da İstanbulda Ayasofyada geçmektedir.Bütün kitaplarında olduğu gibi, takipçileri bu kitabını sabırsızlıkla beklemiştirler. Dan Brown bu son kitabında okuyucularını; şifreler, semboller ve gizli geçitlerden oluşan bambaşka bir dünyada yolculuğa çıkartacağı konusunda açılamada bulunmuştur.


ESERLERİ:

  • Dijital Kale
  • İhanet Noktası
  • Melekler ve Şeytanlar
  • Da Vinci Şifresi
  • Kayıp Sembol
  • Cehennem

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Dan Brown'un ilk kitabı olan Dijital Kale kitabını okumuştum ve sevmiştim. Çok net hatırlayamasam da kitap sürükleyici ve güzeldi.
Son çıkan kitabı olan Cehennem, en çokta; İstanbul Ayasofyada birtakım olaylar anlatıldığından çok merak duyduğum bir kitap. Sonuçta yabancı bir yazar ülkemizden bir mekanı ele alıp anlatmışsa, merak duygularımız artmalı :) Ve o kitabı alıp okumalıyız...
Eğer sürükleyici bir şeyler okuyayım derseniz Dan Brown okuyabilirsiniz. Diğer kitaplarını okumadım ama yanıltacağını düşünmem. Dünya çapında sevilen bir yazar Dan Brown. Siz de seversiniz mutaka :)

Yorumlarınızı bekliyorum ;)

Sevgiler!



24 Ağustos 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #8: Oğuz Atay

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934 yılında İnebolu'da doğdu. Bir süre milletvekilliği yapan, ağır ceza hakimi Cemil Atay'ın oğludur.

İlk ve Orta öğrenimini 1939'da ailesiyle birlikte gittiği Ankara'da tamamladı. Maarif Kolejini ve İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesini bitirdi. Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi Harita Kadastro Bölümü Ölçme Bilgisi kürsüsünde öğretim görevlisi oldu.

1975 yılında Doçent olan ve topografya ve yol inşaatları dersi veren Oğuz Atay'ın ''Topografya'' adlı bir ders kitabı vardır.

Beyin tanısı nedeniyle gittiği İngiltere'den tedavinin imkansız olduğunu öğrenerek dönen ''Tutunamayanlar'' yazarı Oğuz Atay, 13 Aralık 1977'de İstanbul da hayata veda etti.

Edebiyat sevgisi ilk zamanlar kiralayarak okuduğu romanla başlar Atay'ın. Oscar Wilde, Gorki, Dotoyevski, Stendhal'i okur. Daha sonraları Kafka, Joyce, Conrat, Grass, Sabahattin Ali ve Yusuf Atılgan en sevdiği yazarlar arasında yer alır Oğuz Atay'ın.



Oğuz Atay'ın türk romanında bir aşama olarak kabul edilen ''Tutunamayanlar'' romanı, Turgut Özmen adlı genç bir mühendisin anlaşılmaz bir biçimde kaybolmasıyla başlar.
Gelenekten kopuş, Batı Uygarlığı karşısında eziklik, topluma ve kendine yabancılaşma, romanın başlıca konularıdır. Tutunamayanlar da şiirden oyuna kadar her yazı türü kullanılır. Kendi acısı ve isyanıyla, kendisi dalga geçer.


Hayata, olup bitenlere, oyun gözüyle bakar Oğuz Atay. Onun için oyun bir anahtardır. Eserlerindeki kişilerde hayatla oyunu birbirinden ayırmazlar. Oğuz Atay için oyun, gündelik hayatın basitliğinden, tekdüzeliğinden kaynaklanan sıkıntıya karşı bir önlem, bir sığınmadır.
Yazarın hayattayken oynanmasını çok istediği ''Oyunlarla Yaşayanlar'' adlı oyunu, ancak ölümünden sonra sahnelenebilmiştir.

Edebiyat dünyasına ilk romanı olan ve TRT 1970 roman ödülünü kazanan Oğuz Atay'ın ''Tehlikeli Oyunlar'', ''Bir Bilim Adamının Romanı'' ve yarıda kalan ''Eylembilim'' adını taşıyan romanları yayınlandı.
Hikayeleri ''Korkuyu Beklerken'' adlı kitabında toplandı.


ESERLERİ:

  • Tutunamayanlar
  • Tehlikeli Oyunlar
  • Bir Bilim Adamının Romanı
  • Korkuyu Beklerken
  • Oyunlarla Yaşayanlar
  • Eylembilim


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Oğuz Atay... Kalemine hayran olduğum bir yazar...
Düşünceleri, üslubu ayrı bir güzel. 
Oğuz Atay'a diyecek söz bulamıyorum doğrusu :)

Siz de hiç Oğuz Atay kitabı okudunuz?
Fikirlerinizi öğrenmek isterim...
Yorumlarınızı eksik etmeyin.

Sevgiler!

17 Ağustos 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #7: Canan Tan

Canan Tan'ın ağzından:

Ankara'da doğdum. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Hep sorulur bana, ''Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz'' diye. ''Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz'' diye sorulmalı aslında. Çünkü, eczacı olmadan çok önce başlamıştı yazı hayatım. Henüz lise yıllarında, Hisar Dergisi'nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığım birincilik kupası, bana bu dünyanın kapılarını aralamıştı. Ne var ki, o kapıyı tam olarak açmam için, uzun bir süre beklemem gerekti.

Fen okulunda olduğum halde okul gazetesini edebiyat öğretmenimle beraber, ben çıkarıyordum. Yolumu çizmiştim kendimce. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Basın Yayın bölümüne gidecektim. Puanım tuttu, hatta biraz fazla geldi galiba. Türkiye derecesiyle girdim üniversiteye. Yakınlarımın telkinleriyle kendimi Eczacılık Fakülte'sinde buldum. Onlara göre, eczacı olursam, yazın hayatımı da bir şekilde sürdürebilecektim.

Ne var ki, mezun olur olmaz evlenerek Diyarbakır'a gidince, hesaplar altüst oldu. Şikayetçi ya da pişman değilim. Diyarbakır'a gitmeseydim Piraye'yi yazamayacaktım. Eczacı olmasam da ne Eroinle Dans'ı ne de En Son Yürekler Ölür'ü yazabilirdim.

Ancak, epeyce zaman yitirdiğimi kabul etmeliyim. Diyarbakır'da yaşadığım yıllar içinde yazmayı sürdürdüm ama, bunları günışığına çıkaracak fırsatı bulamadım. O günlere ait elle tutulur tek atılım, yazdığım bir öykünün (Oğlum), Hürriyet Gazetesi'nin senaryo yarışmasında birinci olup fotoroman olarak çekilmesiydi.

İzmir'e geldikten sonra bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyor, ama aradan geçen yılların ezikliğiyle, kolumun altına dosyamı alıp bir yayınevinin kapısını çalmayı kendime yediremiyordum. Bu arada, öykü yarışmalarına gönderdiğim öyküler ödül almaya başladı. Yanı sıra, Hürriyet Ege ve Yeni Asır'da (İzmir) konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar'da mizahi yorumlar yazıyordum.

1996'da Aziz Nesin'in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitapevi'nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasına katıldım ve İster Mor, İster Mavi adlı dosyam yüzlerce eser arasından sıyrılarak basılmaya değer görüldü. İlk kitabımdı! Üstelik bana Türkiye'de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştı.

Ardından Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması Birinciliği geldi. Mizahçılığı tescillemiştik ama, edebiyat dünyasına yanlış kapıdan girmiştik galiba. Mizahın yanı sıra çocuklar için de yazmaya başlamıştım. Çocuk Edebiyatında da her girdiğim yarışmadan ödülle çıkıyordum. Yarışmalar ve ödüller önemliydi benim için.Okumaya değer bir şeyler yazdığımı öncelikle kendime kanıtlamak istiyordum çünkü. Mizah öyküleri ve çocuk kitaplarından önce klasik öykü ya da roman dosyam kitaplaşmış olsaydı, ilk günden, öykücü ya da romancı diye anılacaktım. Plansız ve programsız atılan adımlar, gerçekten çizgimden uzak tuttu beni.

2002'de yetişkinler için ilk öykü kitabım çıktı: Çikolata Kaplı Hüzünler.
2003'te de, benim için bir milat sayılabilecek ilk romanım: Piraye!

Gerisi geldi. Öykü kitapları, romanlar... Bu arada, iki yıl boyunca haftada üç gün, Türkiye'nin en büyük ve en eski yerel gazetesi Yeni Asır'da haftada üç gün köşe yazıları yazdım. 2004 yılı köşe yazarı ödülünü alarak, şimdilik kaydıyla o sayfayı da noktaladım.

Hiçbir yarışmaya katılmıyorum artık. Benim için en büyük ödül, okurlarımın her geçen gün çığ gibi büyüyen sıcacık ilgisi sevgisi.

Bugüne kadar yazdığım tek bir satırdan pişmanlık duymadım. Mizahtan çocuk edebiyatına, öyküden romana uzanan geniş yelpazedeki çoksesliliği gücüm yettiğince sürdürme kararındayım. Tabii okurlarımın o eşsiz desteğiyle...Onlar istediği sürece.



ESERLERİ:

Roman: Piraye, En Son Yürekler Ölür, Yüreğim Seni Çok Sevdi, İz, Eroinle Dans, Issız Erkekler Korosu, Hasret 
Öykü: Çikolata Kaplı Hüzünler, Söylenmemiş Şarkılar, Aşkın Sanal Halleri 
Çocuk Öyküleri: Sevgi Yolu, Arkadaşım Pasta Panda, Sokakların Prensesi Şima, Aliş ile Maviş
Çocuk Romanları: Sokaklardan Bir Ali, Beyaz Evin Gizemi, Ah Şu Uzaylılar, Sevgi Dolu Bir Yürek
Gençlik: Yolum Düştü Amerika'ya


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Canan Tan; favori yazarlarımdan biri...
Benim okuduğum ve sevdiğim kitapları; Piraye, En Son Yürekler Ölür, Eroinle Dans.
Canan Tan'ın en sevdiğim yönü, kitaplarında anlattığı bir şehri rehber edasıyla anlatması. Çok gerçekçi ve insanın içine işleyen bir anlatım tarzı var. Ve kitapları kurgu olmasına rağmen fazlasıyla gerçek gibi... 
Canan Tan için başka diyecek bir şeyim yok. :) Zaten kendini kitaplarıyla anlatıyor. 
Siz en iyisi vakit kaybetmeden bir Canan Tan kitabı okuyun! :)

Hiç Canan Tan kitabı okudunuz mu? Okuduysanız hangi kitap ve Canan Tan hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Sorumu dikkate alırsanız çok sevinirim :)
Sevgilerr!

10 Ağustos 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #6: Zülfü Livaneli


Tam adı Ömer Zülfü Livaneli'dir. 20 Haziran 1946 tarihinde Konya-Ilgın'da doğmuştur.

Politik duruşu sebebiyle, 1971'de yaşanan darbe sonrası cezaevine giren sanatçı 1972 yılında İsveç'e yerleşti. Stockholm'da müzik ve felsefe eğitimi gördü. Daha sonra Paris'te yaşayan sanatçi 1984 yılında Türkiye'ye döndü. 1989 yılından beri çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazan Livaneli, 1996'da UNESCO tarafından büyükelçi olarak atandı. 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili seçildi.

Kitapları 22 dile çevirilen Livaneli, ilk hikaye kitabını 1978'de yayınladı. Arafatta Bir Çocuk adını taşıyan kitap, İsveç ve Alman televizyonları tarafından film yapıldı.

Balkan Edebiyat Ödülü'nü kazanan Engereğin Gözündeki Kamaşma birçok dile çevrildi, İspanya,Yunanistan, Güney Kore gibi ülkelerde en çok satanlar listesine girdi ve dünya basınında övgülerle karşılandı.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, 2001 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı. Kitabın yayın hakları birçok ülkenin yanı sıra, Fransa'daki Edition Gallimard tarafından satın alındı.


Yazarın dördüncü edebiyat yapıtı olan Mutluluk, Türkiye'de büyük kitlelere ulaşıp bir 'kült orman' özelliği kazanmasının yanı sıra Fransa'da Gallimard Yayınevi tarafından yayınlandı ve Nisan 2006'da Fransa'daki 2000 kütüphanece 'Ayın Kitabı' seçildi; Amerika'nın büyük yayınevlerinden St. Martin's Press tarafından yayınlandıktan sonra,Şubat 2007'de Barnes&Noble'ın verdiği 'Büyük Yazar' Ödülü'nü kazandı. 100 bini aşan baskı sayısıyla Mutluluk romanı, Abdullah Oğuz tarafından filme çekildi ve çeşitli dallarda ödüller kazandı.

ESERLERİ:

Romanları:
Arafatta Bir Çocuk
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Engereğin Gözündeki Kamaşma
Kardeşimin Hikayesi
Leyla'nın Evi
Mutluluk
Son Ada
Serenad

Diğer Eserleri: 
Edebiyat Mutluluktur
Sanat Uzun Hayat Kısa
Sevdalım Hayat
Garbaçov'la Devrim Üstüne Konuşmalar
Sosyalizm Öldü Mü?
Diktatör ile Palyaço
Türkiye Orta Zekalılar Cenneti
Dünya Değişirken
Geçmişten Geleceğe Türküler



BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Zülfü Livaneli'nin iki kitabını okudum sadece. Bunlardan biri Serenad, bir diğeri ise Son Ada kitabı.
Zülfü Livaneli favori yazarlarım arasında artık...

Harika bir üslub ve hayal gücüne sahip kendisi. Bu becerileri kitaplarını ayrı bir yere sürüklemiş ve böylece birçok başarıya imza atmış. Bazı kitapları farklı ülkelerde basılmış ve çok satanlar listelerinde kalmış bir süre. Bence biz de ülkemizde Livaneli'ni okumalı ve okutmalıyız. Böyle söylediğime göre, hala Livaneli kitabı okumadıysanız, artık okursunuz diyorum :) Okuyun, okuyun. Hiç vakit kaybetmeden...

Dediğim gibi Livaneli artık favori yazarlarım arasında. Diğer kitaplarını da okuyacağım sonraki zamanlarda. Mutluuk ve Kardeşimin Hikayesi kitapları okumak istediklerim arasında. Bakalım, hayırlısı... Sizinde okuma listelerinizde Zülfü Livaneli var mı? Varsa hangi kitaplar?


Bugünlük de sözlerimi burada sonlandıracağım. Hep takipte kalın :) Her pazar farklı bir yazarı tanıtacağım sizlere... Tanımak istediğiniz yazarlar varsa buraya yorum yapın. Elimden geldiğince tanıtmaya çalışacağım.

Sevgiler!

3 Ağustos 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #5: Ahmet Ümit

Ahmet Ümit 1960’ta Gaziantep’te doğdu.
Yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuydu. Annesi terzi, babası ise esnaftı. İlköğretimi Gaziantep'te tamamladı. Lise zamanlarında sol görüşlülere yöneldi ve bir aktivist oldu. Lisede ülkücülerle kavga ettiği için okuldan atıldı ve eğitimini Diyarbakır Ergani'de tamamlamak zorunda kaldı.

1983’te Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi.  
1985-1986 yıllarında Moskova’da Sosyal Bilimler Akademisi’nde siyaset eğitimi gördü. 

İlk kitabı 1989’da yayımlanan Sokağın Zulası adlı şiir kitabıdır. 1992’de ilk öykü kitabı Çıplak Ayaklıydı Gece yayımlandı. Bunu 1994’te Bir Ses Böler Geceyi 1999’da Agatha’nın Anahtarı 2002’de Şeytan Ayrıntıda Gizlidir adlı polisiye öykü kitapları izledi. 1995’te hem çocuklara hem de büyüklere yönelik Masal Masal İçinde ve 2008’de yayımlanan Olmayan Ülke ile farklı bir tarz denedi.

1996’da yazdığı ilk roman Sis ve Gece polisiye edebiyatta bir başyapıt olarak değerlendirildi. Bu romanın ardından 1998’de Kar Kokusu 2000’de Patasana 2002’de Kukla yayımlandı.Bu kitapları Ninatta’nın Bileziği İnsan Ruhunun Haritası Aşk Köpekliktir Beyoğlu Rapsodisi Kavim Bab-ı Esrar ve İstanbul Hatırası adlı kitapları izledi.

Ahmet Ümit’in İsmail Gülgeç’le birlikte yayımladığı iki adet de çizgi romanı bulunmaktadır: Başkomser Nevzat - Çiçekçinin Ölümü Başkomser Nevzat - Tapınak Fahişeleri. Davulcu Davut’u Kim Öldürdü adlı eseri de Everest Yayınları tarafından çizgi roman olarak yayına hazırlanmaktadır. 



ESERLERİ: 

  • Sokağın Zulası
  • Çıplak Ayaklıydı Gece 
  • Bir Ses Böler Geceyi 
  • Masal Masal İçinde 
  • Sis ve Gece 
  • Tapınak Fahişeleri Başkomser Nevzat 2 
  • Agatha'nın Anahtarı 
  • Kar Kokusu 
  • Patasana 
  • Şeytan Ayrıntıda Gizlidir 
  • Kukla
  • Beyoğlu Rapsodisi 
  • Aşk Köpekliktir 
  • Başkomser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü 
  • Kavim 
  • Ninatta'nın Bileziği
  • İnsan Ruhunun Haritası
  • Olmayan Ülke 
  • Bab-ı Esrar 
  • İstanbul Hatırası 
  • Başkomser Nevzat 3: Davulcu Davut'u Kim Öldürdü ? 
  • Sultanı Öldürmek 
  • Beyoğlu'nun En Güzel Abisi   


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ: 

Ahmet Ümit, okumak isteyip de bir türlü okuyamadığım bir yazar. 
Kitap yorumlarını baktığımda, sevilen bir yazar olduğunu görüyorum. Ahmet Ümit'i hayatı ve kitapları olarak inceledim. Artık kitaplarını okuma vakti geldi :)
En kısa zamanda bir Ahmet Ümit kitabı okumak istiyorum.
Hatta geçenlerde Ahmet Ümit kitapları okumuş insanlarla fikir alışverişi yaptım. Kesinlikle okumam gereken kitapları not ettim. Ahmet Ümit'in bir çok kitabı olduğundan kendime bir sıralama da yaptım.Sıralamam şöyle;

1) İstanbul Hatırası
2) Beyoğlu Rapsodisi
3) Bab-ı Esrar

Ve daha sıralamadığım ama okumak istediklerim; Aşk Köpekliktir, Patasana, Kavim, Bir Sis Böler Geceyi ve Beyoğlu'nun En Güzel Abisi...
Umarım en kısa süre de okuyabilir ve sizinle düşüncelerimi paylaşabilirim. 
Sevgiler!

27 Temmuz 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #4: Minâ Urgan




 1 Mayıs 1915 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'ndeki öğreniminden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi bölümünü bitirdi. Aynı fakültenin İngiliz Filolojisi bölümünde doktorasını da yapan Urgan, ''Elizabeth Devri Tiyatrosunda Soytarılar'' isimli çalışmasıyla 1949'da doçent unvanını aldı. 1960  yılında ise profesör olarak öğretim üyeliği görevine devam eden yazar, 1977'de İstanbul Üniversitesi'nden emekli oldu.





Mina Urgan'ın tiyatrocu Cahit Irgat ile olan evliliğinden Mustafa  ve Zeynep Irgat adında iki çocuğu oldu. Ancak Urgan daha sonra boşandı.

18 Nisan 1999 tarihli milletvekilliği seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nden milletvekili adayı olan yazar, 1993 yılında Altın Kitap, 1996 yılında da Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü'nün sahibi oldu.
Türk edebiyatı'nın bu büyük değeri 15 Haziran 2000 yılında, ardında birçok önemli çalışma ve kitap bırakarak hayata gözlerini yumdu.

Minâ Urgan, İngiliz edebiyatı'nın en önemli eserlerini Türk literatürüne kazandırmıştır. Thomas Malory, Henry Fielding, Balzac, Aldous Huxley, Graham Greene, William Golding, John Galsworthy ve Shakespeare'in eserlerini çevirmenin yanı sıra yazdığı Bir Dinozorun Anıları ve Bir Dinozorun Gezileri isimlerindeki iki kitabıyla da okuyucudan büyük ilgi görmüştür.

Cumhuriyet tarihini yaşamış, Cumhuriyet aydınlarıyla birlikte olmuş, medeniyetin gerektirdiği her türlü yeniliğe ve değişime ayak uyduracak bir eğitim almış olan yazar hayatı boyunca çevresini aydınlatmak için uğraş vermiştir.

ESERLERİ:

* Bir Dinozorun Anıları
* Bir Dinozorun Gezileri
* İngiliz Edebiyatı Tarihi
* Shakespeare l
* Edebiyatta Ütopya Kavramı ve Thomas More
* D. H. Lawrance(İnceleme)
* Shakespeare ll
* Virginia Woolf

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Mina Urgan'ı size nasıl anlatsam bilemiyorum. Okuduğum ilk kitabıyla sanki aramızda çok farklı bir samimiyet oluştu. Ben onu çok sevdim :) 
Neden mi?
Bana en küçük mutlulukların aslında çok büyük mutluluklar olduğunu hatırlatan, denize olan sevgimi yeniden canlandıran o kadın, işte ne bileyim... :) Anlatılmaz yaşanır.
Ben Urgan'ın kitabını okurken sanki karşılıklı oturup iki fincan kahve içiyormuş gibi hissederek, onu gerçekten dinliyormuş gibi okudum. 
Mina Urgan'ın kitaplarını en kısa zamanda okumanız temennisiyle hoşça kalın!
Sevgiler...





20 Temmuz 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #3: Khaled Hosseini

khaled hosseini


      Khaled Hosseini, 1965'te, Afganistan, Kabil'de doğdu. Diplomat bir babanın ve öğretmen bir annenin ilk çocuğuydu.
Aile, 1980'de Sovyetler Afganistan'ı işgal ettiğinde siyasi sığınma talebiyle başvurdukları Amerika'da California'ya yerleşti. 


      
Yazar, 1993'te California Üniversitesi'nden mezun oldu. 1996'da, Los Angeles Cedars Sinai Tıp Merkezi'nde dahiliye ihtisasını tamamladı. 
Khaled Hosseini, dünya çapında en çok okunan ve sevilen romanlarından biri olarak tanınıyor.

Doktorluğu sırasında mesai öncesi sabahın erken saatlerinde yazılan ve 2003'te yayımlanan ilk romanı Uçurtma Avcısı'nı, 2007'de Bin Muhteşem Güneş takip etti.

Khaled Hosseini, Kuzey California'da İran asıllı Amerikan eşi Roya ve iki çocuğuyla hayatına devam etmektedir.


ESERLERİ

Roman:  Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş, Ve Dağlar Yankılandı 


ve dağlar yankılandı

bir muhteşem güneş


13 Temmuz 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #2: Franz Kafka

    Franz Kafka modern dünya edebiyat'ının ikonik ve özgün yazarlarından biridir. Temmuz 1883'te Prag’da ufak moda eşyalar satan bir dükkan işleten Hermann ve Julie Kafka'nın 6 çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiştir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölmüştür. 3 kız kardeşi de kendisinden uzun yaşamıştır. Hukuk okumuş, boş zamanlarında yazmaya başlamıştır. 

Yazıları, ilk olarak Betrachtung, 1912 yılından itibaren yayımlanmaya başlamıştır. Kafka'nın duygusal deneyimleri ve ailesiyle olan ilişkileri eserlerinde özellikle günlük ve mektuplarında ifade bulmuştur. 


Babaya Mektup'ta, Kafka'nın bakış açısından babasıyla olan ilişkisi gözükmektedir. Hayatta olduğu süre içerisinde 7 kitap yazmıştır, bunların yanında 3 tamamlanmamış roman ve bir çok mektup ve günlük bırakmıştır gerisinde. 
Kafka yakın arkadaşı Max Brod'dan öldüğünde tüm bu eserlerini yakmasını istemiştir. Max Brod'un Kafka'nın bu isteğini yerine getirmemesi sayesinde bugün bu eserleri okuma şansına sahipiz. 

Kafka tüm eserlerini Almanca yazmıştır. Kafka modernist yazar olarak görülmektedir. Eserlerinde suç, özgürlük, yabancılaşma ve sorumluluk ayrıca otoriteye bireysel karşı koyma gibi temaları işlemiştir. 
Kafka’nın en tanınmış eserleri Dava, Şato ve Dönüşüm'dür. Yazar, 3 temmuz 1924'te verem'den ölmüştür.



ESERLERİ
Roman: Dava, Şato, Kayıp(Amerika)
Hikaye: Değişim(Dönüşüm), Bir Savaşın Tasviri, Taşrada Düğün Hazırlıkları, Şarkıcı Josephine Ya Da Fare Ulusu, Ceza Sömürgesi, Çin Seddi, Bir Akademiye Rapor
Mektuplar: Milena'ya Mektuplar, Babaya Mektup
Günlükler: Günlük 1-2, Aforizmalar


 Alıntıdır. 

6 Temmuz 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #1: Sabahattin Ali

     
     Sabahattin Ali,  25 Şubat 1907'de Gümülcine'de doğar. İlk şiirleri Balıkesir'de çıkan Çağlayan Dergisinde yayınlanır. Yedi Meşale, Resimli Ay ve Varlık Dergilerinde çıkan şiirleri, öyküleri ve yazılarıyla tanınır.

    Eserlerinde Anadolu insanının sorunlarını, ezilen, sömürülen insanların acılarını ele alır. Aydınların, kentlilerin Anadolu insanına bakışını eleştirir.
Yapıtlarında; Anadolu, köy, kasaba hayatından aldığı acıklı konuları gerçekçi bir anlayışla işlemiştir.

    Köy ve kasaba perspektifinde Anadolu insanını, bu insanların düşünüş ve yaşayış tarzlarını anlattığı ''Kuyucaklı Yusuf'' romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir.
    Halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren ''Dağlar ve Rüzgar'' adlı kitabı yazın çevrelerinde büyük ilgi uyandırmış ve bazı şiirleri bestelenmiştir. Leylim Ley ve Aldırma Gönül adlı şiirleri bunlardan en bilinenleridir.

    Eserleriyle edebiyatımızın mihenk taşlarından olan Sabahattin Ali, siyasi düşüncelerinden ötürü ceza evlerinde kalır. Sabahattin Ali 1948'de henüz 41 yaşındayken trajik bir ölümle hayattan ayrılmıştır.

ESERLERİ

Şiir: Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirlerle birlikte
Öykü: Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk, Kamyon, Bir Orman Hikayesi, Bütün Öyküleri, Hanende Melek
Roman: Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna
Oyun: Zanaatkarlar

Alıntıdır.

Alıntıdır.