George Orwell'ın okuduğum ilk romanı oldu Hayvan Çiftliği. Beklediğimin aksine dili gayet akıcı ve içine alan bir kitaptı. Hakkında yapılan yorumlar hep olumluydu ve adını çok duydum. Bu şekilde abartılarak ya da çok övülerek karşıma çıkan kitapları ''ya bende aynı etkiyi bırakmazsa'' diye tereddüt ederek okurum genelde. Daha önce bunun gazabına uğradığımdan olsa gerek.
Arka kapak yazısı kitap içeriği ile ilgili oldukça iyi bilgi veriyor ancak konusu ve içeriği hakkında kısaca bahsetmek gerekirse; bir çiftlikte bulunan hayvanların, çiftlik sahiplerinin yanı sıra diğer insanların da hayvanları kullanıp onlara ürettiklerinin ve çalıştıklarının karşılığını vermemeleri nedeniyle insanları düşman bellerler. Koca Reis lakaplı bir domuz hayvanların ayaklanmasına öncülük eder ve kimisi bu ayaklanmanın sonucu görmeyecek olsa bile elinden geleni yapmaya, canla başla çalışmaya başlar. ''İki ayaklılar düşmanımız, dört ayaklılar ve kanatlılar dostumuzdur'' diyerek insanlara düşmanca tavır alırlar. Ayaklanmanın ardından bazı emirler ortaya çıkar, insan gibi giyinmemek, insan gibi yatakta yatmamak ve insan gibi içki içmemek bunların başında gelir. Bütün hayvanların eşit olduğu vurgulanır.
Zamanla bu kurallarda bazı değişiklikler olur. Hayvanlar bunun farkında değildir. Kimisi de en iyisini ayaklanmaya önayak olan domuzların bileceğini düşünerek itiraz etmez, kabullenirler. Hayvanlara önderlik eden domuzlar her şeyin eskisinden çok daha iyi olduğunu, özgürlüklerinin önemini belirterek iyi düşünmelerini sağlarlar. Aslında durum hiç öyle değildir.
