28 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #13: Sinan Akyüz

1972 yılında Iğdır da doğdu. Orta ve lise eğitimini çeşitli okullarda tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu.

Yirmi üç yaşında gazeteciliğe başladı. Gazeteciliğin hemen hemen her kademesinde çalışan Akyüz, daha sonra gazeteciliğe ara verip Almanya'ya gitti. Bir müddet sonra İstanbul'a geri döndü.

Sabah Gazetesi'nin dergi grubunda çalışmaya başladığı 1996 yılında, fotoğrafla tanıştı. Birçok yayın organına moda ve portre fotoğrafları çekti.
1999 yılında Sabah Gazetesi'nin haftasonu eklerinde çalışmaya başladı. 2001 yılında, fotoğrafçılık mesleğine ara verdi.

Kitap yazmaya ağırlık veren Akyüz, halen Sabah Gazetesi'nde yazmaya devam ediyor.

ESERLERİ:

Deneme: Etekli İktidar
Öykü: Bana Sırtını Dönme
Roman: İki Kişilik Yalnızlık, Yatağımdaki Yabancı, Sevmek Zorunda Değilsin Beni, Aşk Meclisi, Piruze: Şamda Bir Türk Gelin, İncir Kuşları, Şahika Feraye, Piruze ve Oğulları


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Daha Sinan Akyüz'ün hiçbir kitabını okumadım. Fakat kitapları arasında en merak ettiklerim; Piruze:Şamda Bir Türk Gelin ve İncir Kuşları. 
Bu iki kitap için yapılan yorumları incelemiştim. İkisi de seviliyor. Benimde merakım arttı tabi. 
En yakın zamanda, öncelikli olarak İncir Kuşları kitabıyla başlayacağım Sinan Akyüz'ü tanımaya. Yorumumu da buraya mutlaka yazacağım.

Okuduysanız eğer İncir Kuşları kitabı için, sizin düşünceleriniz nelerdir? Ya da diğer kitapları için?

Yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgiler!

27 Eylül 2014 Cumartesi

#okuduklarım15: Cehennem/Dan Brown


CEHENNEMİN KAPILARI İSTANBUL'A AÇILIYOR.

''Diz çök kutsal bilgeliğin yaldızlı mouseion'unda
ve kulağını yere daya,
dinle suyun şırıltısını.

Batık sarayın derinlerine in,
orada, karanlığın içinde bekler khthonik canavar
kan kırmızısı sularına gömülmüştür lagünün
ki yansıymaz yıldızları. '' -Arka Kapaktan


Dan Brown'un elinden çıkmış, harika bir kurgu roman, Cehennem...
Yine oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcıydı. Floransa, Venedik, İstanbul gibi üç farklı mekandan bahsedilmiş kitapta.
Hepsi ayrı ayrı güzel dile getirilmiş ve kitap kapağında da şöyle bir yazıya yer verilmiş;
''Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul'dur.''

Dünya üzerinde o kadar şehir varken, Dan Brown'un İstanbul'u seçmiş olması gurur verici. Kısa bir bölüme tabii tutulmuş İstanbul fakat yabancı bir yazarın İstanbul'u ele alıyor olması, herkesi meraka itmeli diye düşünüyorum. Ve tabii okumaya da.


Ben çok merak ederek okudum bu kitabı. Oldukça da beğendim. Hepinize tavsiye ederim. :)
Yalnız bende; Dan Brown'un kitaplarını sondan başlayarak okumuş olmanın bir burukluğu var. Kafaya koydum, Dan Brown'un tüm kitaplarını okuyacağım.

Okulda bir hocamın tavsiyesi üzerine; Melekler ve Şeytanlar kiabına büyük ilgi duydum. Beni çok meraklandırdı. Umarım okuma şansı yakalarım.

Cehennemi okuduktan sonra, tavsiye veren hocam gibi bende de İtalya'ya büyük bir merak oluştu. Kendisi gezip görmek gibi bir şans elde edip, İtalya'ya kısa bir gezinti de yaptı. Hayran kalmış.
İtalya'yı gezip görmek hepimize nasip olur inşallah...
Sağlıcakla kalın.

Sevgiler!

24 Eylül 2014 Çarşamba

▪ Çekiliş 1


Bugün güzel bir gün...
Bugün çekiliş günü :)

Blogumda yapacağım ilk çekilişin verdiği tatlı bir heyecan var üzerimde. Umarım sizde bu tatlı heyecan duygusunu benimle beraber, çekilişin son tarihine kadar tadarsınız.Ve umarım çekilişin en şanslısını da yine aynı duygularla belirleriz.

Düz Yazı Yayınevi sponsorluğunda 4 ayrı kitap için, 4 ayrı çekiliş yapacağız. İlk çekiliş kitabımız olan; Yusuf Gürer'in ''Dünden Bana Sessizliğin Anayasası'' adlı kitabını 1 kişiye hediye edeceğiz.




Blog'dan çekilişe katılmak için ;
♥ Blogumu herkese açık bir şekilde TAKİP ediyor olmanız,
♥ Bu postun altına KATILDIM diye belirterek, bir de E-MAİL adresinizi yazmanız yeterli olacaktır.

Çekiliş 08.10.2014 Çarşamba günü sonlanacak, 09.10.2014 Perşembe günü de sonuçlar açıklanacaktır. 
Düz Yazı Yayınevi'ne teşekkürlerimi iletirken, hepinize bol şans diliyorum. :)

Sevgiler!

23 Eylül 2014 Salı

Hediyelerim#1: (Yitik Ülke Yayınları)

Merhaba!

Dün; kitaplığımı da beni de neşeye boğan kitaplarım geldi. :) Çok çok mutlu oldum. Paylaşmak için ancak fırsat bulabildim...

Yitik Ülke Yayınlarının kurucusu Kadir Aydemir'in bana göndermiş olduğu 8 kitabı sizlerle de paylaşmak istedim. Eveet! Tam 8 kitap. Kendisine buradan çook teşekkürlerimi iletmek isterim. İyi varsın Yitik Ülke Yayın!



Şimdi hangi kitapların geldiğine bir bakalım :)


  • Yürek Kuyusu-Gülten Doğruyol İncesu
  • Yay ve İpek-Şükrü Sever
  • S.ktir Git İsakovski-İgor İsakovski
  • Çınarın Gururu Gölgesidir-Hakan Cem
  • Bana Bir Yalan Söyle-Metin Zakoğlu
  • Göçebe Yazıtları-Ozan Çağım Şiyve
  • Rosa ile Ejder-Orhan Çetinbilek
  • Sevgisiz-Sertap Yar
İçlerinde ilgimi en çok çeken kitap, Sevgisiz oldu. Yürek Kuyusu kitabının kapağı da gözüme bir hoş göründü. Bakalım kitapları okuduğumda bende nasıl bir izlenim uyandıracaklar...


Bu kitapları göndererek mutluluğuma mutluluk katan Kadir Aydemir'e tekrar,sonsuz teşekkürler...
Bir daha ki postta görüşünceye dek hoşça kalın. :)

Sevgiler!

21 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #12: Paulo Coelho

Paulo Coelho; yazar, söz yazarı ve köşe yazarıdır. Coelho, 24 Ağustos 1947 yılı, Brezilya doğumludur.
Pedro ve Lygia çiftinin oğludur.

İlk edebi ödülünü San Ignacio'da ilköğretim okurken katıldığı şiir yarışmasında almıştır. İkinci ödülünü ise ablası Sonia'nın ödevi olarak hazırladığı deneme yazısı ile elde etmiştir. Yazarlık geçmişi söz yazarlığı ile başlamıştır.

1979 yılında eski arkadaşı Christiana Oiticica ile karşılaştı ve bir süre sonra evlenerek Rio de Janeiro'de yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler.
Eşi ile birlikte Paulo Coelho Enstitüsü'nü kurarak yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmeyi amaçlamışlardır.

1979 yılında İslami Devrim döneminden sonra İran'a düşünce paylaşımı için davet edilen ve Müslüman olmayan ilk yazardı.

1986 yılında Hristiyanların geleneksel yoluculuğuna çıktı. Bu yolculuk Batı Avrupa'dan başlayarak İspanya'da son buldu.



ESERLERİ:

  • Elif
  • Beşinci Dağ
  • Işığın Savaşçısı Elkitabı
  • On Bir Dakika 
  • Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum ve Ağladım
  • Simyacı
  • Şeytan ve Genç Kadın
  • Veronika Ölmek İstiyor
  • Zahir
  • Hac
  • Portobello Cadısı
  • Kazanan Yalnızdır
  • Brida
  • Akra'da Bulunan Elyazması
  • Aldatmak

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Paulo Coelho'nun en sevilen kitabı olan Simyacı, Coelho'dan okuduğum ilk kitaptı. Bir abla tavsiyesi üzerine okumuş, herkes gibi bende çok sevmiştim.
Üstte de gördüğünüz gibi daha okuyabileceğim birçok kitabı var.
Çok kabarık bir okuma listem var şu sıralar... ve Coelho'nun kitaplarından bazılarını da bu listeye dahil edeceğim. :) 
Coelho'dan çok sevdiğiniz ve tavsiyede bulunabileceğiniz kitaplar var mı?
Tavsiyelerinizi bekliyorum...

Sevgiler!

20 Eylül 2014 Cumartesi

Kitaplar

   İki alışveriş, (dostluk ve aşk) rastlantılara ve başkalarına bağlıdır; biri aramakla bulunmaz kolay kolay, öteki yaşla solar gider. Onun için hayatımı doldurup doyuramazdı onlar. Üçüncü alışveriş, kitaplarla kurduğumuz ilişkidir ki daha sağlam ve daha çok bizimdir. Ötekilerin başka üstünlükleri vardır ama bu üçüncüsü daha sürekli ve daha kolayca yararlıdır. Ömür boyu yanı başımda, her yerde elimin altındadır. Kitaplar yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır, hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim zaman ayırıverirler beni. Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmadıkları zaman acılarımı törpülerler. Rahatımı kaçıran bir saplantıyı başımdan atmak için kitaplara başvurmaktan iyisi yoktur, hemen beni kendilerine çeker, içindekinden uzaklaştırırlar. Öyleyken, onları yalnız daha gerçek, daha canlı, daha doğal rahatlıklar bulamadığım zaman aramama hiç de kızmaz, her zaman aynı yüzle karşılarlar beni.

   Atını yularından tutup ardından çekene yürümek kolay gelir, derler. Bizim Jacques, Napoli ve Sicilya kralı, o genç, güzel, gürbüz adam, sedyeyle taşıtırmış kendini uzun yollarda, başı, fukara işi bir yastığa dayalı, boz kumaştan bir giysi ve takkeyle ama şahane bir alay gelirmiş ardından: tahtırevanlar, yularından çekilen türlü türlü binek atları, rütbeli, cübbeli kodamanlar, görevliler. Bu ne perhiz, bu ne turşu dedirtecek gibi. İyileşmek elinde olan bir hastaya acınmaz. Pek doğru olan bu atasözünü ben denemiş ve kullanmış olarak kitaplardan gördüğüm yarar için söyleyebilirim. Gerçekten ben kitapları, kitap nedir bilmeyenlerden fazla kullanmam diyebilirim. Cimriler nasıl günün birinde kullanacağım diye hiç dokunmazlarsa definelerine, bende öyle saklarım kitaplarımı. Ruhum onların benim olmasıyla doyar, yetinir. Savaşta, barışta, kitapsız yola çıktığımız olmaz; yine de hiç kitap açmadığım günler, aylar olur. Biraz sonra, yarın, canım istediği zaman okurum, derim. Zaman yürür gider beni dertlendirmeden çünkü kitaplarımın dileğim zaman bana sevinç verecekleri, yaşamama destek olacakları düşüncesi anlatabileceğimden daha büyük bir rahatlık verir bana. İnsan hayatı denen bu yolculukta benim bulduğum en iyi nevale, kitaplardır ve ondan yoksun anlayışta insanlara çok acırım.

MONTAİGNE
Denemeler

16 Eylül 2014 Salı

#okuduklarım14: Ölü Kelebeklerin Dansı/Hüsnü Arkan

Merhaba!
Bu sene ki okuma hedefimi tamamlamış bulunuyorum. :) Yirmi sekiz kitap okumaktı hedefim. İlk kez hedef koymuştum kendime. İlk olduğu için sayıyı biraz az tutmaya çalıştım. Hedefimi şimdiden tamamladım çok şükür...


Hüsnü Arkan'ın Ölü Kelebeklerin Dansı kitabini da bitirdim. Kitap; bir ölünün, ölümden sonraki günlerini kendi ağzından anlatmasıyla ilginç bir hale gelmiş. Arka kapaktan şöyle bir yazıyı da paylaşayım;
" Ölü Kelebeklerin Dansı, ölümünün on altıncı gününde anılarını yazmaya karar veren bir anti kahramanın serüvenini anlatırken okuru bir düş dünyasının derin sularında gezdiriyor, ölümü ve yaşamı sorgulatıyor. "

Kahraman; ölümünden sonraki günleri anlatırken, ölmeden önceki hayatını da ele alıyordu bazen. Okurken birkaç kez acaba ölemeden önce mi yoksa sonra mı yaşamış bunları diye sormadan edemedim kendime. Kendi kendime güldüğümde çok oldu. :) Yok canım bu öldüğü günler falan dedim ama kafam karıştı işte birkaç kez. Kötü anlamda bir yorum değil bunlar, yanlış anlamayın :) Yine benim kafayı kitaba vermememden kaynaklanıyor.


Kitabın sonlarında, kitap neden bu ismi almış anlaşılıyor. Sonunu beğendim ben. Fakat daha farklı, daha ilginç bir son da olabilirdi. Tabii kitaplar çoğu zaman ya ölümle sonlanır ya da mutlu bir yaşamla devam eder.
Zaten kitap kahramanı bir ölü, Sonunda ne olacak merak edip durdum. Bir ölünün tekrar öleceğini beklemiyordum :)

Hüsnü Arkan'ın kalemini değişik buldum. Hayal dünyasını da...
Bunun devamında diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Umarım kısmet olur.
Siz de okuyun :)

Şimdilik benden bu kadar.
Sevgiler!

14 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #11: Hüsnü Arkan

Hüsnü Arkan 1958 yılında; İzmir'in Kınık ilçesinde doğdu. 1975 yılında Bergama Lisesi'ni bitirdi. Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu'nda üç yıl mimarlık okuduktan sonra, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültes'inden mezun oldu.

1985'te kesinleşen cezası nedeniyle yurt dışına çıktı. Bir yıl Atina'da, beş yıl Hollanda'da, iki yıl Köln'de yaşadı. 1987 yılında, Amsterdam'da, arkadaşlarıyla Hezarfen adlı müzik grubunu kurup, Avrupa'nın birçok kentinde kendi şarkılarını seslendirdi. [...] 1993'te Türkiye'ye geri döndü.

Hüsnü Arkan, Türkiye'ye geri döndükten sonra, bir yandan da edebiyat çalışmalarını sürdürdü. İlk romanı Ölü Kelebeklerin Dansı, 1998 yılında Metis Yayınları'ndan çıktı. Romanda, küresel adaletsizlik ve mültecilik konularını işledi.

İkinci romanı, Menekşeler Atlar Oburlar'da, 12 Eylül faşizmi koşullarını, iktidar sahipliğini, bireyin iktidarla ve kaderiyle ilişkisini işledi. Bu kitap 2001 yılında, Om Yayınları'ndan çıktı.


Üçüncü kitabı Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer, 2005'te Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı. 1914 Şark Savaşı'nı konu alan romanda, İstanbul'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada, yüz yıla yakın bir tarihi alanda, savaşın insan kaderiyle ilişkisini inceledi.

Aynı yıl, edebiyatçı Yiğit Bener ve Levent Mete'yle birlikte, ayda bir yenilenen iktidarsız.com adlı internet sitesini yayınlamaya başladı. Bu sitede yetmişe yakın makalesi yayınlandı.



Yine aynı yıl, Seyhan Kitap'tan, Hiçe Doğru adlı şiir kitabı yayımlandı.

2008 yılında, Uyku adlı romanı İthaki Yayınları'ndan çıktı. İlk kitabındaki gibi, fantastik öğelere yer verdiği bu romanda, karşı-ütopya kavramını ve siyasi alanla birey arasındaki ilişkileri eleştirdi.

Romanlarında ve şiirlerinde, genel olarak, adalet, ahlak ve bireyin kaderiyle ilişkisi temalarını ele aldı.

Hüsnü Arkan, müzik ve edebiyat çalışmalarını halen İstanbul'da sürdürmektedir.

ESERLERİ:

  • Ölü Kelebeklerin Dansı
  • Menekşeler Atlar Oburlar
  • Mino'nun Siyah Gülü
  • Uyku
  • Hiçe Doğru
  • Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer
  • Hırsız ve Burjuva

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Hüsnü Arkan'ın ilk kitabı olan Ölü Kelebeklerin Dansı kitabını okuyorum bu sıralar. Düşünceleri, hayal dünyası bana ilginç geldi. Sanıyorum diğer kitaplarını da okuyacağım. 
Hüsnü Arkan müzikle de uğraşıyormuş. Bunu da  daha yeni öğrendim. :) Müziklerini hiç dinlemedim ve artık ilk işim müziklerini dinlemek olacak... Çok beğendiğim bir şarkısı olursa sizinle de paylaşırım :)

Hüsnü Arkan kitapları okudunuz mu? Düşünceleriniz nelerdir? Fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim :)

Şimdilik hoşça kalın.
Sevgiler!

12 Eylül 2014 Cuma

#okuduklarım13: Dokuz Öykü/J.D.Salinger

Merhaba!
Bugün günlerden Cuma.
Öncelikle Cumanız mübarek,dualarınız kabul olsun inşallah...

Salinger'in Dokuz Öykü adlı kitabını okuyup bitirdim. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi içinde dokuz tane öykü barındırıyor. Gelelim benim fikrime...

Açıkçası öykülerin çoğundan bir şey anlamadım, dersem bana kızmayın. Her öykü aslında kendi içinde bir mesaj taşıyordu sanıyorum. Fakat ben kitabın çevirisinde bir sorun olduğunu düşünüyorum. Yanılıyor da olabilirim. Çeviri mükemmel olup, ben bir şey anlamamış da olabilirim :)

Salinger, bizim Türkçede de olduğu gibi çoğu kez, iki ya da üç farklı anlama gelebilen kelimeler kullanmış. Sayfa sonlarında çeviriyi yapan kişi hep dip notlar da bulunmuş. Öyküleri oturup tek tek düşünmek gerekiyordu bence.

Şimdi dönüp bakıyorum da, aklımda kalan şöyle harika bir öykü yok... Anlayacağınız ben bu kitapla pek tatmin olmadım. Hep bir şeyler eksikti. Başladığım her öykü de ''bu kez beğeneceğim galiba'' dedim durdum ama hiçte öyle olmadı...

Yoksa kendimi Salinger'in 'Çavdar Tarlasında Çocuklar' adlı kitabına saklıyor olmayayım ...? :)
Belki de... Neyse bundan sonra zaten sıra o kitapta.

Şimdi de gelelim tavsiye edip, etmediğim konusuna...
Dediğim gibi belki bu kitap bana hitap etmedi ama sizin başucu kitabınız bile olabilir.
Yeni bir yazar tanımak istiyorsanız, yeni öyküler okumak istiyorsanız, okuyabilirsiniz.
Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını okuyanlar için de söyleyeceğim şey; okuduğunuz kitap siz de nasıl bir izlenim bıraktı bilemeyeceğim. Bu kitap sizin beklediğinizin altında kalabilir ya da beklediğinizin çok daha üstüne çıkabilir. Yani net bir cevabım yok...

Sormak istedikleriniz olursa iletişim formundan bana ulaşabilirsiniz...
Şimdilik hoşça kalın. Ben Hüsnü Arkan'ın Ölü Kelebeklerin Dansı kitabını okumaya gidiyorum :))

Sevgiler!

10 Eylül 2014 Çarşamba

Kütüphane Ziyareti | 1


Kaç gündür aklımdaydı kütüphane ziyareti yapmak. Sonunda bugün kütüphane ziyaretini gerçekleştirdim.
''Al beni, beni de al'' diyen o kadar çok kitap vardı ki rafların arasında... Bugünün şanslıları işte yukarıdakiler. :)

Kitaplardan biraz bahsedeyim o zaman...


Birinci olarak Hüsnü Arkan-Ölü Kelebeklerin Dansı...
Hüsnü Arkan'ı ve kitaplarını birkaç kez araştırmıştım. Hep aklımdaydı onun kitaplarını okumak. Kısmet bugüneymiş ki kitabını buldum bugün :) Ölü Kelebeklerin Dansı, kitap ismi ilginç geldi ve kapak tasarımını da oldukça hoş buldum.
Okumamam için hiçbir engel yoktu doğrusu. Daha önce kitap yorumlarını okumuştum ve tavsiye edilen bir kitaptı. Bende aldım geldimmm :)
En kısa zaman okuyup bende yorumlayacağım bu kitabı...




İkinci olarak J.D.Salinger-Dokuz Öykü...
J.D.Salinger'i ilk olarak Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabıyla görüp merak ettim. Çok sevilen bir kitap Çavdar Tarlasında Çocuklar... İlk olarak Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını okumak istemiş fakat Dokuz Öykü kitabına rastladım kütüphanede. Bende Salinger'i tanımak için bir fırsat bilip bu kitabı da aldım :)
Umarım severim...





Bugünkü maceramda böyleydi işte :)
''Kitapla gelen mutluluk'' deyip, bu mutluluğumu sizinle de paylaşmak istedim. Hadi hepiniz alın birer tane :)
Eğer okuduğunuz varsa bu iki kitap arasında, yorumunuzu bekliyorum...
Şimdilik hoşça kalın.
Sevgiler!

9 Eylül 2014 Salı

Mim3: Zıt Kitaplar Mimi

Yeni bir mim, yeni bir mim... :) Sevgili Kitap Keyfim beni mimlemiş. Teşekkürler! :)
Şimdi başlayalım mim sorularını yanıtlamaya...

1. Alım Zamanına Göre Zıt Kitaplar
Aldığım ilk kitap Asla Vazgeçme ve en son aldığım kitap Kinyas ve Kayra...


2. Fiyatına Göre Zıt Kitaplar
Kitaplığımdaki en ucuz kitap, Tuna Bahar'ın Petunya adlı kitabı ve en pahalı kitapsa Yabancı...


3. Anlatıcısına Göre Zıt Kitaplar
Senden Önce Ben kitabını kız karakter Lou, Köpek Düşleri kitabını erkek karakter Cameron anlatıyor...



4. Kapağına Göre Zıt Kitaplar
Cihan Erdem'in Cellat kitap kapağı biraz korkunç gelmişti fakat Menekşe Kokulu Hikayeler kitap kapağı huzur dolu...


5. Uyruğuna Göre Zıt Kitaplar
Flaubert'in Madam Bovary kitabı ve İzzet Şark'ın Kış Ağrısı adlı kitabı...

6. Kalınlığına Göre Zıt Kitaplar
En kalın kitabım Kinyas ve Kayra, en ince kitabım Petunya...


7.Hikayesine Göre Zıt Kitaplar
Düzceli Mehmet gerçek, En Son Yürekler Ölür kurgu bir kitap...


8. Türüne Göre Zıt Kitaplar
Dejavu'nun türü korku-gerilim, Kapan'ın türü macera...

9. Moduna Göre Zıt Kitaplar
Serenad'ı okurken duygudan duyguya sürüklendim, Papatya Kokulu Hikayeleri okurkense hem hüzünlendim hem güldüm ve çokça düşündüm...

Güzel bir mim oldu :)
Şimdi geldi sıra birilerini mimlemeye... Kimi mimlesem :)
O zaman;
- Öz'ün Kitap Tutkusu
- Zeynep's Library
- Pamuk Şeker
bloglarını mimliyorum.

Sevgiler!

7 Eylül 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #10: Hakan Günday

Hakan Günday, 29 Mayıs 1976'da Yunanistan'ın Rodos Adası'nda doğdu. İlk öğrenimini Brüksel'de tamamladı. Ankara Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Ebedebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde üniversite eğitimine başladı.


Bir yıl sonra Universite Libre de Bruxelles'in Siyasal Bilimler bölümüne geçti. Öğrenimine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde devam etti. İlk romanı Kinyas ve Kayra'yla edebiyat çevrelerinin ilgiyle izlediği ve kendi okur kitlesini yaratan bir yazar olan Günday'ın eserleri Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştır.

ESERLERİ:

  • Kinyas ve Kayra
  • Zargana
  • Piç
  • Malafa
  • Azil
  • Ziyan
  • Az
  • Daha

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Hakan Günday'ın ilk romanı olan Kinyas ve Kayra'yı daha üç gün önce bitirdim. Kitap yorumuna burdan bakabilirsiniz: Kinyas ve Kayra
Kısa sürede birçok okur kazanmış Hakan Günday Kinyas ve Kayra'yla. Fakat beni tam olarak kazanamadı bu kitapla... 
Belki diğer kitaplarıyla bu şansı yakalayabilir :)
Hakan Günday kitapları okudunuz mu hiç?
Bundan sonra hangi kitabını okuyacağım konusunda bana tavsiye de bulunur musunuz?
Hakan Günday'la ilgili başka söyleyecek bir şeyim yok sanırım...
Şimdilik hoşçakalın.

Sevgiler!

4 Eylül 2014 Perşembe

#okuduklarım12: Kinyas ve Kayra/Hakan Günday


Sayfa 136: Ve sandalyeden doğrulurken, tekrar görüşme dileklerimizi birbirimize tekrarlarken, ''Kusra bakma. Daha adımı söyleyemedim. Ben, Kayra Kara'' dedim.
  O anda aklıma gelmişti bu soyadı. Biraz fazla roman kahramanı ismi gibiydi ama olsun, yine de akılda kalacak kadar tuhaftı. 
  Ve elimi sıkarken yine o huzurlu sesiyle, ''Memnun oldum!'' dedi. 
  ''Ben de Hakan Günday...''

Bu paragrafı okuyuncaya dek; bu kitabı nasıl okuyup bitireceğim diye düşünmüyor değildim. Oldukça kalın ve sıkıcı olarak nitelendirdiğim bu kitap, yukarıdaki sözlerle beni güldürmeyi başarıp, okuma hevesimi geri getirdi.

Başlarda çok sıkılmıştım okurken. Hatta arada bir bu kitabı elimden bırakıp, üzerine 2-3 kitap daha okuduğumda oldu. Önemli olan ilk 300 sayfasına kadar dayanabilmek. Sonra zaten bir sarıldınız mı kitaba bir daha bırakasınız gelmiyor. Ne olacak, nasıl bitecek diyerek hemencecik okuyuveriyorsunuz.


Tavsiye eder misin? diye sorsanız, aslında net bir cevap veremem. Neredeyse bir aydır elimde bu kitap. Neyse ki okuyup bitirebildim :) Ama ben çok sıkılsam da size tavsiyede bulunabilirim. Siz de 300'üncü sayfaya kadar dayanıverin n'olacak canım? :) Hakan Günday, sonraları kitaplarını alıp okuyacağım bir yazar. Diğer kitaplarına da merak duydum...

He bir de şunu dile getireyim. Belki bilirsiniz, ''TAMAM MIYIZ?'' filmini bu kitabı okumadan çok önce izlemiştim. Şimdi anlıyorum, neden bu filmde Kinyas ve Kayra kitabının kullanılmış olduğunu. Eğer siz hala izlemediyseniz bu filmi, kitabı okuyup bitirdikten sonra izleyebilirsiniz. Bu da küçük bir tavsiye olsun benden :)

Yılın 26. kitabını da okumuş bulunuyorum. Benim için Eylül ayıda güzel geçiyor. Sizin keyifler nasıl? :)
Hepinize kocamannn Sevgiler!

1 Eylül 2014 Pazartesi

Her Şeyin ''YENİ''si


Yeni bir gün, yen, bir hafta, yeni bir mevsim vee yepyeni bir ay. Bugün tam anlamıyla bir yenilik günü... Dün itibariyle Ağustos ayınında üzerini bir çizikle çizdik. Çok güzel şeyler yaşadım geçtiğimiz ay içerisinde. Peki bu ay neler olacak dersiniz?


Bu ay çok güzel şeyler olacak öyle hissediyorum. Çünkü yeni blog turlarımız olacak (çok sevinçliyim), sizleri mutlu edecek haberim olacak (ki inşallah), okullar açılacak (buna pek sevinemiyorum), belki yeni dostluklar kuracağım (sen bu yazıyı okuyan kişi; hala tanışmadıysak lütfen tanışalım), yeni kitaplar alacak ve okuyacağım (düşüncesi bile çok hoş), ve işte daha nice nice yeni şeyler...


Bu arada size vosvoslara çok büyük bir merakım olduğunu söylemiş miydim :) Bu paylaşımımı vosvoslarla süslemek istedim. Hem yeni bir mevsime adımımızı atmış bulunduk. Artık yaz bitiyor, gelsinnn sonbahar ♥


Huzur dolu, çok mutlu bir gün, hafta, ay, mevsim olsun... Sizi kocaman bir gülümsemeyle selamlıyorum :)
Hepinize kocamannnn Günaydııınn! ♥♥♥