hayırlı ramazanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayırlı ramazanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2014 Pazartesi

#okuduklarım7: Aynı Yıldızın Altında/John Green

Güneş ve Ay...
Aslında onlarda birer yıldızdır.
Fakat çıplak gözle baktığımızda daire şeklinde görebildiğimiz cisimleri, yıldız olarak adlandırırız.
Güneş en büyük yıldızdır.
Ay enerjisini Güneşten alır ve Yıldızlarda enerjisini Aydan alır.

Peki ya insanlar yaşama enerjisini nereden alır?
Belki de bu enerji, mutlak bir aşkta gizlidir...


''Yıldızların hastalık ile sağlık, ölüm ile yaşam arasına çektiği ince çizgide gidip gelen iki gencin, sayılı günlerinde sonsuzluğu bulma hikayesi...''


ARKA KAPAK BİLGİSİ

On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır.

Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubunda boy gösterince Hazelın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır...

Alında bu arka kapak yazısı benim hiç hoşuma gitmedi. Çünkü kitapta yaşanacak olayların neredeyse tümü burada anlatılmış. Bence kitabın tüm büyüsü, bu yazıyla uçup gitmiş. Ne yazık ki ben ilk 150 sayfada bundan dolayı kitaba ısınamadım. 

Fakat okudukça artık bir şeyler beni kendine çekmeye başladı. Olaylar akıcı bir hal aldı ve kitap bir çırpıda okunup bitiverdi. Hazel ve Augustus'un mücadele verici yaşamına dahil olunca; ister istemez bazen kahkaha atıp bazense sulu göze bağlayıp hüngür hüngür ağlayan biri olup çıkıyorsunuz.

Bu çok sevilen kitabı okumakta biraz gecikmiş olabilirim. Belki sizde hala okumamışsınızdır. O zaman yapılacak tek şey, bu kitabı hemen edinip okumaya başlamak olacak...
Peki dediğinizi duyar gibiyim ;)

Sayfa: 320

Bu kitabı okumak işte böyle bir şey...









Bu arada kitabın geçtiğimiz ay filmi vizyona girdi. 
Filmi de çok sevilmiş, okuduğum yorumlara bakarsak...
Umarım filmini de izlerim <3

Kitabı hala okumadıysanız alıp okuyun :)
Sonraki kitaplarda buluşmak dileğiyle...
Sevgiyle kalın.







Bunlarda film afişleri... :)



13 Temmuz 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #2: Franz Kafka

    Franz Kafka modern dünya edebiyat'ının ikonik ve özgün yazarlarından biridir. Temmuz 1883'te Prag’da ufak moda eşyalar satan bir dükkan işleten Hermann ve Julie Kafka'nın 6 çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiştir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölmüştür. 3 kız kardeşi de kendisinden uzun yaşamıştır. Hukuk okumuş, boş zamanlarında yazmaya başlamıştır. 

Yazıları, ilk olarak Betrachtung, 1912 yılından itibaren yayımlanmaya başlamıştır. Kafka'nın duygusal deneyimleri ve ailesiyle olan ilişkileri eserlerinde özellikle günlük ve mektuplarında ifade bulmuştur. 


Babaya Mektup'ta, Kafka'nın bakış açısından babasıyla olan ilişkisi gözükmektedir. Hayatta olduğu süre içerisinde 7 kitap yazmıştır, bunların yanında 3 tamamlanmamış roman ve bir çok mektup ve günlük bırakmıştır gerisinde. 
Kafka yakın arkadaşı Max Brod'dan öldüğünde tüm bu eserlerini yakmasını istemiştir. Max Brod'un Kafka'nın bu isteğini yerine getirmemesi sayesinde bugün bu eserleri okuma şansına sahipiz. 

Kafka tüm eserlerini Almanca yazmıştır. Kafka modernist yazar olarak görülmektedir. Eserlerinde suç, özgürlük, yabancılaşma ve sorumluluk ayrıca otoriteye bireysel karşı koyma gibi temaları işlemiştir. 
Kafka’nın en tanınmış eserleri Dava, Şato ve Dönüşüm'dür. Yazar, 3 temmuz 1924'te verem'den ölmüştür.



ESERLERİ
Roman: Dava, Şato, Kayıp(Amerika)
Hikaye: Değişim(Dönüşüm), Bir Savaşın Tasviri, Taşrada Düğün Hazırlıkları, Şarkıcı Josephine Ya Da Fare Ulusu, Ceza Sömürgesi, Çin Seddi, Bir Akademiye Rapor
Mektuplar: Milena'ya Mektuplar, Babaya Mektup
Günlükler: Günlük 1-2, Aforizmalar


 Alıntıdır. 

10 Temmuz 2014 Perşembe

#okuduklarım6: Serenad/Zülfü Livaneli


Uzun zaman sonra bir kütüphane ziyareti yapmaya karar verdim. Aslında hangi kitabı alacağım konusunda da bir fikrim yoktu. Önce neler var, neler yok bir bakayım dedim. Raflara göz atmaya başladığımda, kitap seçiminde biraz zorlanacağım barizdi. Hatta en son elimde 3-5 kitapla dolanıp durdum biraz. Düşündüm, taşındım, süzdüm, eledim ve sonunda Serenad'ı alıp okumakta karar kıldım. İyi ki de öyle yapmışım.

Kitabın ilk 250 sayfasından bahsetmek istiyorum. Tabii ki olayları anlatmayacağım. :) Ama şunu söyleyeyim başlarda bu kadar bilgiyi hazmetmek oldukça zor oldu benim için. Hem duygusallığıyla, hem de tarihle ilgili bilgiler olmasından dolayı zorlandım. Bilmiyorum belki de tarihle fazla ilgilenmiyor olmam beni zorlamış olabilir. Ama tek kelimeyle kitap Muazzamdı!
Arka Kapakta yazıldığı gibi Maya Duran, 60 yıllık dokunaklı bir aşk hikayesinin ortasında buluyor kendini. Bu aşk başına birçok dert açsa da onun için yeni kapılar da aralıyor.

Bu arada şunu da söylemek isterim. Kütüphanede kitabı almak için oradaki amcaya kitabı gösterdiğimde şöyle sordu: ''Ne zaman bitirirsin?''
Gülümsedim. Kitabın kalın olması gözünü korkuttu, okuma süresince okuyabileceğimi düşünmedi sanırım :) Sana da selam olsun Kütüphaneci Amca :) Kitabı 3 günde bitirdim.

Maya Duran'la harika bir yolculuğa çıkmak, onun yaşamına dahil olmak adına alıp okuyun derim. Zülfü Livaneli'nin enfes bir romanına dokunup, okumak insanı heyecanlandırıyor doğrusu... :)
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.
Sevgiyle kalın...

Bu da Schubert'in Serenad'ı. Keyifli dinlemeler...


6 Temmuz 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #1: Sabahattin Ali

     
     Sabahattin Ali,  25 Şubat 1907'de Gümülcine'de doğar. İlk şiirleri Balıkesir'de çıkan Çağlayan Dergisinde yayınlanır. Yedi Meşale, Resimli Ay ve Varlık Dergilerinde çıkan şiirleri, öyküleri ve yazılarıyla tanınır.

    Eserlerinde Anadolu insanının sorunlarını, ezilen, sömürülen insanların acılarını ele alır. Aydınların, kentlilerin Anadolu insanına bakışını eleştirir.
Yapıtlarında; Anadolu, köy, kasaba hayatından aldığı acıklı konuları gerçekçi bir anlayışla işlemiştir.

    Köy ve kasaba perspektifinde Anadolu insanını, bu insanların düşünüş ve yaşayış tarzlarını anlattığı ''Kuyucaklı Yusuf'' romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir.
    Halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren ''Dağlar ve Rüzgar'' adlı kitabı yazın çevrelerinde büyük ilgi uyandırmış ve bazı şiirleri bestelenmiştir. Leylim Ley ve Aldırma Gönül adlı şiirleri bunlardan en bilinenleridir.

    Eserleriyle edebiyatımızın mihenk taşlarından olan Sabahattin Ali, siyasi düşüncelerinden ötürü ceza evlerinde kalır. Sabahattin Ali 1948'de henüz 41 yaşındayken trajik bir ölümle hayattan ayrılmıştır.

ESERLERİ

Şiir: Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirlerle birlikte
Öykü: Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk, Kamyon, Bir Orman Hikayesi, Bütün Öyküleri, Hanende Melek
Roman: Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna
Oyun: Zanaatkarlar

Alıntıdır.

Alıntıdır.

1 Temmuz 2014 Salı

#okuduklarım5: Papatya Kokulu Hikayeler/Ender Haluk Derince

     Bazen mutluluk; küçük bir çikolatadır. Bazen bir demet çiçek. Bazen yağmurdan sonra duyulan toprak kokusudur. Bazen kulağa hoş gelen bir müzik. Bazense sadece bir kitaptır mutluluk. Huzura kavuştuğumuz, mutlu hissettiğimiz zamanlardan biridir; kitaplarla bir arada olduğumuz anlar...

     Neden insan kitap okudukça mutluluk saçar etrafına? Daha çok bilgi edindiğinden mi? Yoksa hoşça vakit geçirdiğinden mi? Peki okuduğumuz her kitaptan bir şeyler öğrenir miyiz? Emin değilim. Her kitapta bilgi edindiğimiz konusunda biraz tereddütlüyüm. Ben bilgi öğrenmek adına okumuyorum çoğu zaman kitaplarımı... Hoşça vakit geçirmek, dünyadaki sorunlardan ve sıkıntılardan uzaklaşmak için kitaplara sığınıyorum. Hatta bazen sırf kitap okumak için yaratılmışım diyorum kendi kendime :) Ama ne yapayım? Kendimle baş başa kaldığım, kimseyle konuşmadan farklı insanlar tanıdığım, türlü türlü maceralara atıldığım tek zaman, kitap okuduğum zamanlar oluyor genelde...
   
     Bu kez okuduğum kitabımda iki şeyi de aynı anda yaşadım. Hem bilgi edindim, hem de hoşça vakit geçirdim. Böyle hissettiğim ikinci kitabım oluyor bu. Menekşe Kokulu Hikayelerden sonra Papatya Kokulu Hikayeler...
Daha önce de söylemişimdir. Bu iki kitap da kokusuyla insanı gerçekten büyülüyor. Huzur veriyor insana ve okumak için daha bir can atıyorsunuz. Ama alerjiniz varsa sizin için pek de öyle olacağını sanmıyorum. Belki kitabın yanına bile yaklaşmak istemeyeceksiniz. AMAN DİKKAT DİYORUM!  Alerjisi olanlara duyurulur... :)

     Kitabın içeriğine gelecek olursak; tam 53 adet hikayeden oluşuyor. Kısa hikayeler olmasına karşın, çok da düşündürücüler. Hikayeleri okuduktan sonra çoğu kez düşündüm ben. Bazı yazıların altını da çizdim, yıldız koydum, işaretledim. :) Çok severek okudum bu kitabı da. Siz de severek ve sıkılmadan okursunuz sanıyorum. Vakit kaybetmeden alın, alamasanız da bulup buluşturun okuyun! Bundan sonraki kitaplarda da buluşmak dileğiyle.
Sevgiyle kalın...