17 Ağustos 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #7: Canan Tan

Canan Tan'ın ağzından:

Ankara'da doğdum. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Hep sorulur bana, ''Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz'' diye. ''Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz'' diye sorulmalı aslında. Çünkü, eczacı olmadan çok önce başlamıştı yazı hayatım. Henüz lise yıllarında, Hisar Dergisi'nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığım birincilik kupası, bana bu dünyanın kapılarını aralamıştı. Ne var ki, o kapıyı tam olarak açmam için, uzun bir süre beklemem gerekti.

Fen okulunda olduğum halde okul gazetesini edebiyat öğretmenimle beraber, ben çıkarıyordum. Yolumu çizmiştim kendimce. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Basın Yayın bölümüne gidecektim. Puanım tuttu, hatta biraz fazla geldi galiba. Türkiye derecesiyle girdim üniversiteye. Yakınlarımın telkinleriyle kendimi Eczacılık Fakülte'sinde buldum. Onlara göre, eczacı olursam, yazın hayatımı da bir şekilde sürdürebilecektim.

Ne var ki, mezun olur olmaz evlenerek Diyarbakır'a gidince, hesaplar altüst oldu. Şikayetçi ya da pişman değilim. Diyarbakır'a gitmeseydim Piraye'yi yazamayacaktım. Eczacı olmasam da ne Eroinle Dans'ı ne de En Son Yürekler Ölür'ü yazabilirdim.

Ancak, epeyce zaman yitirdiğimi kabul etmeliyim. Diyarbakır'da yaşadığım yıllar içinde yazmayı sürdürdüm ama, bunları günışığına çıkaracak fırsatı bulamadım. O günlere ait elle tutulur tek atılım, yazdığım bir öykünün (Oğlum), Hürriyet Gazetesi'nin senaryo yarışmasında birinci olup fotoroman olarak çekilmesiydi.

İzmir'e geldikten sonra bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyor, ama aradan geçen yılların ezikliğiyle, kolumun altına dosyamı alıp bir yayınevinin kapısını çalmayı kendime yediremiyordum. Bu arada, öykü yarışmalarına gönderdiğim öyküler ödül almaya başladı. Yanı sıra, Hürriyet Ege ve Yeni Asır'da (İzmir) konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar'da mizahi yorumlar yazıyordum.

1996'da Aziz Nesin'in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitapevi'nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasına katıldım ve İster Mor, İster Mavi adlı dosyam yüzlerce eser arasından sıyrılarak basılmaya değer görüldü. İlk kitabımdı! Üstelik bana Türkiye'de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştı.

Ardından Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması Birinciliği geldi. Mizahçılığı tescillemiştik ama, edebiyat dünyasına yanlış kapıdan girmiştik galiba. Mizahın yanı sıra çocuklar için de yazmaya başlamıştım. Çocuk Edebiyatında da her girdiğim yarışmadan ödülle çıkıyordum. Yarışmalar ve ödüller önemliydi benim için.Okumaya değer bir şeyler yazdığımı öncelikle kendime kanıtlamak istiyordum çünkü. Mizah öyküleri ve çocuk kitaplarından önce klasik öykü ya da roman dosyam kitaplaşmış olsaydı, ilk günden, öykücü ya da romancı diye anılacaktım. Plansız ve programsız atılan adımlar, gerçekten çizgimden uzak tuttu beni.

2002'de yetişkinler için ilk öykü kitabım çıktı: Çikolata Kaplı Hüzünler.
2003'te de, benim için bir milat sayılabilecek ilk romanım: Piraye!

Gerisi geldi. Öykü kitapları, romanlar... Bu arada, iki yıl boyunca haftada üç gün, Türkiye'nin en büyük ve en eski yerel gazetesi Yeni Asır'da haftada üç gün köşe yazıları yazdım. 2004 yılı köşe yazarı ödülünü alarak, şimdilik kaydıyla o sayfayı da noktaladım.

Hiçbir yarışmaya katılmıyorum artık. Benim için en büyük ödül, okurlarımın her geçen gün çığ gibi büyüyen sıcacık ilgisi sevgisi.

Bugüne kadar yazdığım tek bir satırdan pişmanlık duymadım. Mizahtan çocuk edebiyatına, öyküden romana uzanan geniş yelpazedeki çoksesliliği gücüm yettiğince sürdürme kararındayım. Tabii okurlarımın o eşsiz desteğiyle...Onlar istediği sürece.



ESERLERİ:

Roman: Piraye, En Son Yürekler Ölür, Yüreğim Seni Çok Sevdi, İz, Eroinle Dans, Issız Erkekler Korosu, Hasret 
Öykü: Çikolata Kaplı Hüzünler, Söylenmemiş Şarkılar, Aşkın Sanal Halleri 
Çocuk Öyküleri: Sevgi Yolu, Arkadaşım Pasta Panda, Sokakların Prensesi Şima, Aliş ile Maviş
Çocuk Romanları: Sokaklardan Bir Ali, Beyaz Evin Gizemi, Ah Şu Uzaylılar, Sevgi Dolu Bir Yürek
Gençlik: Yolum Düştü Amerika'ya


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Canan Tan; favori yazarlarımdan biri...
Benim okuduğum ve sevdiğim kitapları; Piraye, En Son Yürekler Ölür, Eroinle Dans.
Canan Tan'ın en sevdiğim yönü, kitaplarında anlattığı bir şehri rehber edasıyla anlatması. Çok gerçekçi ve insanın içine işleyen bir anlatım tarzı var. Ve kitapları kurgu olmasına rağmen fazlasıyla gerçek gibi... 
Canan Tan için başka diyecek bir şeyim yok. :) Zaten kendini kitaplarıyla anlatıyor. 
Siz en iyisi vakit kaybetmeden bir Canan Tan kitabı okuyun! :)

Hiç Canan Tan kitabı okudunuz mu? Okuduysanız hangi kitap ve Canan Tan hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Sorumu dikkate alırsanız çok sevinirim :)
Sevgilerr!