1 Şubat 2018 Perşembe

#okuduklarım35: Germinal/Emile Zola

Germinal gerek kitap konusu ve akıcılığı gerekse merak uyandırması anlamında benim için çok iyi bir kitaptı. Hele ki baş karakter Etienne kendimden bir şeyler bulunduğum ve sevdiğim bir karakter oldu aynı zamanda unutamayacağım bir karakter olacak. İstediğinde yapamayacağı şey yok Etienne'in ancak bilgisizliği bunun önüne geçiyor. Bu yüzden kitaplara başvuruyor, araştırıyor, öğreniyor ve bunu deneyimlemeye çalışıyor. Tüm çabası ve gayreti zor koşullar altında çalışan emekçilerin refahı ve mutluluğu içindi. Kendisi adına ve emekçiler adına -bazı kötü durumlar yaşanmış olsa da- başardığı çok şey vardı.

Fransa da yaşayan maden işçilerinin yaşantısını, madende yaşadıkları zorlukları ve bu yaşantıya daha fazla katlanmak istememeleri nedeniyle ortaya çıkan başkaldırıyı konu ediniyor Germinal. Yazarın anlatı tarzı beni hiç sıkmadı, kitap bir hafta kadar elimde olmuş olsa da hep merak ederek okudum. Sonunu iple çektim ama bitsin de istemedim bir yandan. Devamı gelse hala sıkılmadan okuyabilirim.



Ülkemizde yaşanan Soma Faciası nedeniyle birçok madencimiz yaşamını yitirmişti. Onların yaşadıklarını -facia öncesi ve sonrası- bu kitapla belki biraz da olsa anlamak mümkün. Maden ocakları ve taş kömürü ile bilinen Zonguldak'ta yaşıyorum ama çevremde maden ocağında çalışan kimseler pek olmadığından yaşanılanlara bende uzağım. Ancak yerin yüzlerce metre altında çalışmanın böylesine zor olduğunu az çok tahmin edebiliyordum. 


Kitapta Fransa toplumunun yaşamını ve Fransa da yaşanan sanayi bunalımının izlerini de görüyorsunuz. Kitapta sevmediğim nokta kadınlara toplumda verilen değer, hatta şöyle söyleyeyim; verilmeyen değerdi. Her kadının erkeklerin istediği an ve zamanda buyruğu altına girmesi kaderiymişçesini davranılıyordu. Kadınlar bunu çoktan kabul etmiş ya da kadınlara bu durum zamanla kabul ettirilmişti. Bu durum canımı sıktı biraz, hoş bulmadım.

Başka şansları olmadığından kadınlarda madene inmek ve yaşamlarını sürdürmek için para kazanmak zorundaydılar. Emeklerinin karşılığında az bir parayla da olsa kıt kanaat geçiniyorlardı. Bu duruma daha fazla katlanmak istemeyen halk bunun değişebileceğine inanarak bir grevin içinde buldu kendini. Amaçları üst sınıflar gibi yeyip içmek, rahatın keyfini sürmekti artık. 

''Evet, siz Fransız işçileri hep böyle düşünürsünüz zaten, bir hazine bulacaksınız, sonra gidip onu tam bir bencillik ve aylaklık içinde bir köşede yiyeceksiniz. Zenginlere bağırıp çağırmanız boşuna, talihin önüne getirdiği serveti, yoksullara verecek yürek yok sizde... Kendinize özgün malınız, mülkünüz olduğu ve kentsoylulara duyduğunuz kin yalnızca onların yerine geçip kentsoylu olabilme hırsından geldiği sürece, mutluluğa layık değilsiniz.''  diye eleştiriliyor bir kısımda.


En başta sadece yaşam düzeylerini iyileştirmek varken akıllarında, insanoğlunun gözünü hırs bürüdüğünde önüne geçilemeyeceğini; niyet ne kadar iyi olsa da, zarara uğrayarak işin sonuna varılabileceğini görüyoruz. 
''Şiddet hiçbir zaman iyi sonuç vermemiştir arkadaşlar, dünyayı bir günde yıkıp yeni baştan yapamazsınız.''

İnsanların açlıkta, yoklukta, hırslandıklarında neler yapabileceğine, o sınırı ne kadar zorlayabileceklerine şahit oluyorsunuz bu kitapta. Mutlaka okunması gereken bir klasik sayıyorum ben Germinal'i. Kitabın kalınlığı sizi korkutmasın. Klasik okumakta çekinceleriniz varsa sıkılırım diyorsanız belki sonra ya bırakabilirsiniz ama mutlaka okunacaklar listenizde bulunsun. Kitap hakkında söylenecek çok şey olsa da şimdilik burada noktalayacağım.

Keyfiniz bol olsun.