30 Kasım 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #20: Harper Lee

28 Nisan 1926'da Alabama da doğdu. Huntington Koleji ve ardından da Alabama Üniversitesi’nde okuyan Harper Lee, Eastern Air Lines’ta çalışırken kısa öyküler yazmaya başladı. Ancak onu asıl ününe kavuşturan 1960 yılında yazmış olduğu Bülbülü Öldürmek adlı romanıdır. Bülbülü Öldürmek ile büyük başarı yakalamış olan Harper Lee, başka bir roman yazmamıştır.

Harper Lee’nin tek romanı olma özelliği taşıyan Bülbülü Öldürmek hem edebiyat alanında hem de sinema alanında büyük başarılar elde etti. İlk olarak 1961 yılında Pulitzer Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu. 1962’de beyazperdeye aktarılan Bülbülü Öldürmek 3 adet Oscar Ödülü’nü kazanarak sinemada da büyük etki yaratmış oldu.
Harper Lee televizyonlardan uzak yaşıyor ve röportaj dahi vermiyor.

ESERLERİ:

- Bülbülü Öldürmek

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Bülbülü Öldürmek kitabını çoğu kişide gördüm. Konusuyla olsun, yapılan yorumlarla olsun benim ilgimi çekti. Yazarın tek romanı. Kitap çok seviliyor ve yazarın başka kitaplar yazmamış olması da ilginç. Okumak istiyorum, mutlaka... Hem beyaz perdeye de aktarılmış. Kitabını okuduktan sonra bir de filmini izleriz. Tamamdır :)
Düşüncelerinizi merak ediyorum...

Sevgiler!

27 Kasım 2014 Perşembe

#okuduklarım22: Limon Yapraklarının Kokusu/Clara Sanchez


Merhaba!
Adını her yerde gördüğüm, çoğu kişinin okuduğu ve beğendiği Limon Yapraklarının Kokusu kitabını bende okudum. Okudum okumasına da ''olağanüstü ya da harika'' bir kitaptı diyemeyeceğim. Kitap bitti ve ben hala ne anlatılmak istendi, anlayabilmiş değilim. Belki dedim, kitabın sonu beni tatmin eder ama kitabın sonu da çok büyük bir hayal kırıklığıydı benim için.

Hamile bir kadın olan Sandra erkek arkadaşından ve işinden ayrılıp, dinlenmek için bir köye yerleşiyor. Burada yeni arkadaşlar ediniyor fakat bu arkadaşları ondan yaşça oldukça büyük. Tanıştığı yaşlı çift Sandra'nın büyükannesi ve büyükbabası haline geliyor. Daha sonra, Nazi toplama kamplarından sağ çıkmış olan Julian'la tanışıp (bence çok tehlikeli olmasa da) tehlikeli bir maceraya atıyorlar.

Kitapta hiç heyecan duyamadım ben. Olayların çok yavaş gelişmesi beni sıktı. Paragrafları bazen oldukça uzun buldum. Yani çok dolaylı anlatılmış ve bu da hikayenin heyecanını kırmış. Kitapta Sandra'nın aşkı anlatılmak istenmiş ama ben bu aşktan da hiç etkilenmedim. Zaten hemencecik birine aşık oluvermesi bence anlamsızdı...

Kısaca, ben beğenemedim bu kitabı. Çok beğenenler de var tabii. Belki siz daha çok seversiniz okuyunca. Ama benim kitapta en sevdiğim nokta kitap kapağı oldu. Oldukça hoş ve kitap ismi de öyle. Bir de kitap ismiyle, kitapta geçen olayları ben hiç bağdaştıramadım...
Bakalım okuyacak olursanız eğer, siz neler düşüneceksiniz... Şimdilik hoşça kalın.

Sevgiler!

23 Kasım 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #19: Cahit Zarifoğlu

Cahit Zarifoğlu, 1940’da Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında sırasıyla ilkokullarda öğretmen vekilliği, çeşitli gazete ve haftalık dergilerde musahhih ve teknik sekreterlik, bazı özel şirketlerde tercümanlık, muhasebe yardımcılığı yaptı. Askerliğinin kıta hizmetini Sarıkamış Dağcı Alayı’nda ve 1974 Kıbrıs Harekâtı’nı müteakip Kıbrıs’ta ikmal etti.

Goethe Enstitüsü’nün dil kurslarına katılmak üzere iki defa Almanya’ya gitti. Bu sırada belli başlı Avrupa ülkelerini ve kültürlerini tanıdı.


1975’de Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nda mütercim olarak çalışmaya başladı. Bir grup arkadaşıyla “Mavera” dergisinin kuruluşunda ve yayınında görev aldı.

1976’da TRT Genel Müdür Mütercim Sekreteri görevine atandı. Aynı kurumun değişik ünitelerinde raportör, araştırma görevlisi, uzman ve şef olarak çalıştı. İstanbul Radyosu’nda denetçi olarak görev yaptığı sırada 7 Haziran 1987’de vefat etti. Her sene 7 Haziran'da sevenleri tarafından mezarı başında anılır.

ESERLERİ:

Şiir: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış, Gülücük, Ağaç Okul
Masal ve Romanlar: İns, Serçekuş, Ağaçkakanlar, Katıraslan, Yürek Dede ile Padişah, Savaş Ritmleri, Motorlu Kuş
Günlük: Yaşamak
Denemeler: Bir Değirmendir Bu Dünya, Zengin Hayaller Peşinde

BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Cahit Zarifoğlu'nu ''Yedi Güzel Adam'' adlı kitabıyla biliyorum. Fakat kitabını daha okumadım. En kısa zamanda alıp okumak gibi bir düşüncem var. Başka hangi kitaplarını tavsiye edersiniz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum ^_^

Sevgiler!

18 Kasım 2014 Salı

#okuduklarım21: Küçük Mucizeler Dükkanı/ Debbie Macomber

Merhaba.
Ben bir kitap daha bitirip geldim ^.^
Yeni bir yazarla da tanıştım hem. İyi ki de tanımışım. Bundan sonra ki hedefte mutlaka diğer kitaplarını okumak.

Küçük Mucizeler Dükkanı, dört kadının hayatını konu ediniyor. Hepsinin bambaşka hayatları var... Örgü örmeyi çok seven bir kadının hayatına yeni bir başlangıç yapıp, küçük bir tuhafiye açmasıyla başlıyor her şey.


Dört kadının bu tuhafiyede başlayan dostluğu gün geçtikçe daha bir pekişiyor. Kurulan bu dostluklar her birinin yaşantısını nasıl değiştiriyor, bunu da siz okuyup göreceksiniz :)

Kitabın baş karakteri Lydia adında bir kadın. Fakat benim kitapta en sevdiğim karakter Carol oldu. Onun yaşantısı beni daha bir etkiledi nedense. Eğer karşıma çıkacak olsaydı, ben büyük ihtimal koşar sarılırdım :)

Arka kapaktan şöyle bir yazı paylaşayım;

'' Hayatın içinden dört güçlü kadın,..
Küçük mucizeler, büyük umutlar
Ve dostluğun iyileştirici gücüne dair sımsıcak bir hikaye...

BU KİTAPTA MUTLAKA KENDİNİZDEN BİR ŞEYLER BULACAKSINIZ! ''

Arka kapakta da belirtildiği gibi, bence de kendinizden bir şeyler bulacaksınızdır... Debbie Macomber'ın anlatışını çok sevdim ben. Okumadıysanız eğer mutlaka okumalısınız diye düşünüyorum. 
Kitabın sonunda Macomber; Değerli okurlarım diyerek bizlere kısa bir yazı yazmış. Çok samimi bir dili var Macomber'ın. Kitabını zaten sevmiştim, bu yazısını okuyunca daha bir sevdim...

Diyeceği o ki; okuyun, okutun. 
Kendinize çok iyi bakın.

Sevgiler!

16 Kasım 2014 Pazar

HerPazarBirYazar #18: A. Ali Ural

1959'da Samsun Ladik'te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladı. İlk şiiri Mavera Dergisi'nde çıktı. Yükseköğreniminin ardından bir süre editörlük yaptıktan sonra Şûle Yayınları'nı kurdu.

1989'da Merdiven Sanat isimli aylık bir sanat dergisi çıkardı. 24 sayı çıkan bu derginin yanı sıra Kitaphaber isimli iki aylık bir kitap-kültür dergisi yayınladı.

Yayın yönetmenliğini de yaptığı bu dergilerde şiir, öykü ve makalelerini yayınladı. Ural'ın yayınlayıp yönettiği dergiler arasında bir şiir ve poetika dergisi olan Merdivenşiir de bulunuyor.

2006-2012 yılları arasında Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul şube başkanlığını yapmış olan A. Ali Ural, bir dönem de Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu üyeliğinde bulundu. İstanbul Uluslararası Şiir Festivali Yürütme Kurulu üyesi olan Ural, “Ejderha ve Kelebek” adlı eseriyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2010 Deneme Ödülü'nü aldı.

Üniversitelerde “Yaratıcı Yazarlık”, “Yazılı ve Sözlü Anlatım” ve “Türk Dili” dersleri veren A. Ali Ural, 2012 yılının Şubat ayında birinci sayısı çıkan ve edebiyat ağırlıklı bir sanat dergisi olan Karabatak' ın yayın yönetmenliğini yapıyor. Ural, “Gizli Buzlanma” adlı şiir kitabıyla 2013’te Türkiye Yazarlar Birliği’nin “Yılın Şiir Kitabı” ödülünü aldı.

ESERLERİ:

Şiir:
Körün Parmak Uçları
Kuduz Aşısı
Gizli Buzlanma

Hikâye:
Yangın Merdiveni
Fener Bekçisinin Rüyaları

Deneme:
Posta Kutusundaki Mızıka
Makyaj Yapan Ölüler
Resimde Görünmeyen
Güneşimin Önünden Çekil
Satranç Oynayan Derviş
Tek Kelimelik Sözlük
Ejderha ve Kelebek
Bostancı Bahane


BAYAN'IN DÜŞÜNCELERİ:

Benim yine okumadığım yazarlar arasında Ali Ural. İsmini en çok Posta Kutusundaki Mızıka kitabıyla duymuştum. Kitap açıklaması çok hoşuma gitti. İnşallah bu kitabıyla başlamak istiyorum okumaya. Sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum :)

Sevgiler!

15 Kasım 2014 Cumartesi

#okuduklarım20: Ölü Ozanlar Derneği/ N.H.Kleinbaum

Robin Williams oyunculuğuyla sevdiğim biriydi. Ne üzücü ki geçtiğimiz aylarda hayatını kaybetti. İsmiyle anılan kitap, Ölü Ozanlar Derneği'ni okumam gerektiğini düşündüm bende. Kitabın bir de filmi olması beni okumaya iten başka bir neden oldu. Kitabını okudum, kısmetse sınavlardan sonra filmini de izleyeceğim.

Carpe diem -günü yaşa- sözünü vurguluyor kitap en çok.
Çok kalın değildi, severek ve sıkılmadan okudum. Bir de lise dönemlerini ele alması beni daha da içine çekmiş olabilir.

Ailemizin, çevremizdeki insanların günlük hayatta üzerimizde nasıl bir etki yarattığına, yaşamımızı nasıl şekillendirdiğine değiniliyor. İster istemez düşünüyor insan. Acaba hayatımda benim vermem gereken kararlara kim karar veriyor diye...

Kitap anı yaşamamızı, ne olursa olsun daima hayallerimizin peşinden gitmemiz gerektiğini öğütlüyor.
Kitabın sonu beni çok etkiledi. Bakalım film bende nasıl bir etki yaratacak. Boş vaktim olur olmaz yapacağım ilk şey filmi izlemek olacak.

Bence Ölü Ozanlar Derneği mutlaka okumanız gereken bir kitap.

Ölü Ozanlar Derneği Film Fragmanı

Sevgiler!